Toplumsal anestezi
Geçtiğimiz pazar sabahı, saat tam altıda dünyanın neresinde yaşarsak yaşayalım milyonlarca insan aynı anda yataklarından fırlayıp ekranların başına kilitlendi. Bu bir zorunluluk değil, kilometrelerce uzaktan esen bir rüzgara, o saf ve temiz millî mücadele ruhuna ortak olma arzusuydu. Biz Türkler, dünyanın neresine dağılırsak dağılalım; mevzu ay-yıldızlı forma olduğunda sabaha karşı yatağından fırlayacak o muazzam, hesapsız aidiyet duygusunu kalbinde taşıyan bir milletiz. Sabahın o kör saatinde sokaklar sessizdi ama pencerelerden sızan televizyon ışıkları, bu ülkenin insanının ne kadar büyük bir adanmışlıkla tek yürek olduğunun en net resmindi.
Sonra düdük çaldı, maç bitti ve geriye koskoca bir hayal kırıklığı kaldı.
Ekran başında uykusundan feragat eden milyonların o samimi millî duyguları karşısında; sahada saçına, başına, imajına gösterdiği özenin yarısını bile o formanın ağırlığına göstermeyen ruhsuz bir futbol anlayışı izledik. Keşke yeşil sahada akıtmaları gereken ter için de kuaför koltuğunda harcadıkları mesai kadar dertlenselerdi. İşte o zaman ortaya........
