menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sağ el verdiğini sol el görmeli mi?

15 0
14.08.2026

Toplumsal hafızamıza kazınmış en zarif ilkelerden biri şudur: "Sağ elin verdiğini sol el görmeyecek." Bu söz, yapılan iyiliğin bir kibir vesilesi haline gelmemesi, verenin alçakgönüllülüğünü koruması ve en önemlisi alan kişinin onurunu muhafaza etmesi adına koyulmuş muazzam bir ahlaki eşiktir.

Ancak kötülüğün son sesle bağırdığı, olumsuzluğun ve bencil duyguların ekranlarımızı kuşattığı bu çağda şu soruyu sormak zorundayız: İyilik hep sessiz mi kalmalı?

Burada karşımıza iki ayrı düzlem çıkar: Bireysel iyilik ve kurumsal (sivil toplum) sorumluluğu.

Bireysel İyilikte Terazi: Teşvik mi, Teşhir mi?

Bireysel hayatta yapılan bir yardımın paylaşılması, bıçak sırtı bir alandır. Paylaşımın merkezinde "Ben ne kadar hayırseverim" duygusu duruyorsa, orada iyilik araç, özne ise bireyin kendi egosu haline gelmiştir. Ancak gaye; bir ihtiyacı duyurmak, başkalarını da o taşın altına elini koymaya özendirmek ve "Burada bir iyilik hareketi var, sen de katılabilirsin" mesajı vermekse; işte orada görünürlük bir teşvike dönüşür.

Bireysel........

© Yeni Birlik