Sumud’a Yapılan Zulüm: Vicdanlara Atılan Yumruk ve Sessizliğe Mahkûm Edilen İnsanlık!
İnsanlık hâlâ “vicdan” kelimesini duyunca kalbi çarpanların yaşadığı bir yer. Ama bazıları var ki, o kelimeyi duyar duymaz tetiğe sarılıyor. 2. Sumud Filosu’nun başına gelenler de tam olarak bu.
Aç çocuklara bir avuç un, bir şişe su, bir kutu ilaç götürmek için yola çıkan insanlar bunlar. Silah yok, taş yok, slogan bile değil amaç. Sadece “insanım” demek için denize açılmış bir avuç vicdan. Ve İsrail’in işgal bakanı Itamar Ben Gvir’in emriyle, o vicdana kelepçe vuruldu. Eziyet edildi.
Ve işin en alçak kısmı: İşgalin bakanı Itamar Ben Gvir, hapishanelerde Filistinlilere uygulanan işkenceyi bizzat kameralar önünde övdü. “Gurur duyuyorum” dedi. İnsan onurunu ayaklar altına alan bir videoyu devlet eliyle servis edip alkış bekledi. Barışçıl aktivistlere yapılan işkence tesadüf değil, politikaydı. Bu zihniyet, Sumud’a saldıran komandolara “vurun” emrini veren aynı zihniyet.
Dünya gördü. Görmezden gelemedi. Çünkü gelen anlatımlar, insanın kanını donduracak cinsten.
Türkiye’nin İstanbul’a getirdiği Küresel Sumud Filosu’nu katılımcıları, İsrail’in “işkence gemisi” dedikleri INS Nahshon’da yaşadıklarını anlattı. Yazılı açıklamada şu satırlar var:
“İşgalci israil yönetiminin yaygın istismar, saldırı ve işkenceleri hakkında tüyler ürpertici ifadeler vermeye başladılar.”
Yakın mesafeden plastik mermi. Yüze ve vücuda şok tabancası. Saatlerce parlak ışık altında stres pozisyonu. Zorla çıkarılan başörtüleri, aşağılayıcı çıplak aramalar, cinsel alay, cinsel organların ellenmesi. Ve en az 12 cinsel saldırı vakası, zorla İsrail marşı dinletme, kaburgaların kırılması, çıplak kayda alma, köpekle saldırı, hepsi suç galerisi gibi
Aktivist Yassine Benjelloun’un sözleri, olup biteni tek cümlede özetliyor:
“Beni karanlık bir konteynerin içine atıyorlar ve birdenbire ‘İsrail’e hoş geldin’ sözünü duyuyorum ve darbe almaya başlıyorum. İlk darbe kafama, ikinci darbe kaburgalarıma sonra düşüyorum, sonra beni tekmeliyorlar. İnsanların çığlıklarını........
