We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

AFGANİSTAN'IN SURİYELİLEŞMESİ YOLUNDA KABİL SALDIRILARI

3 0 0
30.08.2021

Geçtiğimiz hafta gerçekleşen ve bu yazı yazıldığında 170’ten fazla cana mal olan Kabil saldırıları bir yönü ile sürpriz değildi. Afganistan’da radikalleşmeye ve iç savaşa fırsat penceresi açacak bir kaos ortamının oluşması ABD-Taliban anlaşması sahada vücut bulduğundan beri bekleniyordu. Hatta bazı uzmanlar bu senaryoyu “Afganistan’ın Suriyelileşmesi” olarak adlandırıyordu. Bu tanımlama ile kastedilen sadece birbirine diş bileyen ve savaşan farklı Taliban ve Taliban karşıtı cephelerin oluşması değildi. Kastedilen sadece sivillerin normal bir yaşam sürdürmesini imkânsız kılan bir şiddet sarmalının oluşup, her gün yüzlerce ölü verilmesine alışılması da değildi. Suriyelileşmeden kasıt Afganistan’daki radikalleşme-terör-iç savaş ortamının bölgesel ve küresel güçlerin Afganistan’da çatışan tarafları Afganistan sahasında askeri, istihbarat, siyasi, finansal araçlarla vekil kılarak, Afganistan’da neredeyse hiç sonu gelmeyen gerçek bir “sonsuz” savaş yaratmalarıydı. Bu senaryo, oldukça ürkütücü ve bu tür bir sonsuz savaşın tarafı olmayı seçmiş aktörler açısından son derece yüksek bedelli bir senaryo olduğundan Afganistan’ı bir savaş bataklığına çevirmede aktörler çok hevesli görünmekten çekiniyorlardı. Hatta bu noktada diplomasiyi bir sigorta olarak ellerinin altında tutma eğilimi gösterdiklerini geçtiğimiz hafta kaleme aldığımız yazıda belirtmiştik. Tabi diplomasinin sigorta olarak sahada değer kazanması hiç çatışmanın olmayacağı anlamına gelmiyordu. Ancak çatışmanın vekil-patron ilişkisinin netleşmediği, bir tür Taliban içi güç grupları, Taliban-Taliban karşıtı koalisyonların mücadelesi olarak sahaya hapsedilmesi ve mümkünse Taliban üzerinden kontrol edilmeye çalışılması hesaplanıyordu.

Kabil saldırılarının hedefindeki anlaşma

Bu noktada elimizde muğlak Doha Anlaşması vardı. Doha Anlaşması bu çerçevede iki nedenle önemliydi. Öncelikle bu anlaşma ile Taliban Afganistan’ın terör grupları tarafından bir üs olarak kullanılmasına müsaade etmeyeceği sözü veriyordu. Eni konu sorunlu bir vaatten bahsediyoruz zira mesele Taliban’ın ideolojik kodlarından ziyade kabiliyetleri. Uzaktan ve 1990’ların hayaletleri üzerinden Afganistan’a bakanlar Taliban’ı sahanın zafer kazanmış radikal aktörü olarak görebilir ama sahadaki yegâne radikal/radikalleşen/radikalleşebilecek aktörün Taliban olmadığı ve diğer aktörleri kontrol etmek için Taliban’ın meşrulaştırma-dışarıda bırakma stratejisini izleyeceği tahmin ediliyordu. Bu noktaya dikkat çeken bölge uzmanları için Taliban’ın Kabil’i El-Kaide bağlantısı nedeniyle şüpheyle karşılanan Hakkani Ağı’nın kontrolüne bırakması da DEAŞ ile........

© Yeni Birlik


Get it on Google Play