Altın ve gümüşte ocak rallisi ve şubat düzeltmesi: Reel faiz–dolar–likidite üçgeni |
Altın-gümüşte temel değeri sabit bir rakam değil, faiz ve risk algısıyla genişleyip daralan bir bant olarak düşünmek gerekir. Ocak’taki parabolik yükseliş bu bandın üstüne taşınca, kâr realizasyonu kaldıraç çözülmesi marjin etkisi düzeltmeyi hızlandırdı; 4 Şubat tepki alımı ise 5 Şubat’ta makro teyit gelmediği için kalıcı trende dönemedi.
1.GİRİŞ VE KAVRAMSAL ÇERÇEVE: ALTIN VE GÜMÜŞÜN TEMEL DEĞERİ VE PİYASA DEĞERİ ARASINDAKİ FARK
Bir menkul kıymetin ve/veya spekülatif hale gelmiş metaların fiyatlarını incelerken iki noktaya dikkat etmek gerekir: Birincisi “temel değer” (intrinsic value) ve diğeri “piyasa fiyatı” (market price). Her spekülatif varlığın adil fiyatı (fair price) temel değeri ile bağlantılı olmalıdır. Hisse senetlerinde temel değer beklenen nakit akımlarına; tahvillerde ödeme kapasitesine ve iskonto oranına dayanır. Nakit akımı üretmeyen varlıklarda (altın gibi) ise ‘temel değer’ nakit akımı değil; risk primi ve taşıma maliyeti ile oluşan bir ankraj bandıdır. Daha açıklayıcı biçimde hisse senetleri için temel değer ilgili firmanın yaratması beklenen nakit akışları yani satış ve kârlılık düzeyleri iken, kurlar ve para birimleri için bu ödemeler bilançosu değerleridir. Tahvil ve bono gibi borç senetleri için de temel değer borçlunun borcunu ödeyebilme kapasitesidir. Devlet tahvili ve bonoları için, dolayısıyla, temel değer bütçe açıkları, iç borç ve bu borcun vade yapısıdır. Bunlar bildiğimiz menkul kıymetlerdir. Ancak temel değerin en önemli belirleyicisi piyasadaki faiz oranıdır. Faiz artarsa diğer her şey veri iken (ceteris paribus) temel değer düşer, faiz düşerse temel değer artar.
Piyasa fiyatı ise gün içi hatta saat içi gelen haber etkileri ve yatırımcıların kitle psikolojisi ile oluşan beklentileri tarafından belirlenir. Temel değere dair veriler gün içi açıklanmaz, aylık veya üç aylık dönemlerde açıklanan veriler temel değer hakkında kısmi bilgi sahibi olmamızı sağlar. Bu yüzden gün içi, hatta saat içi fiyat dalgalanmaları tamamen haber akışları ve beklentilerdeki değişimle açıklanabilir. Son önemli nokta ise şudur: Tıpkı temel değerde olduğu gibi, piyasa fiyatlarında da faiz belirleyicidir ve piyasa fiyatı ile ters orantılıdır. Ancak burada ki etki beklentiler üzerindeki etkiden kaynaklanır. Aynı zamanda piyasadaki likidite daralması piyasa fiyatlarının düşmesine yol açarken, likidite genişlemesi piyasa fiyatlarının yükselmesine yol açabilir.
Değerli metaller gibi “nakit akımı üretmeyen” varlıklarda da fiyatı açıklarken iki farklı kavramsal katmanı ayırmak gerekir: (i) temel değer (intrinsic value) ve (ii) piyasa cari fiyatı. Hisse senedi gibi varlıklarda temel değer iskonto edilmiş nakit akımıyla tanımlanabilir; altın ve gümüşte ise bu tanım işlemez. Bu nedenle altın ve gümüş için “temel değeri” daha doğru biçimde, parasal prim (store of value / güvenli liman primi) ile taşıma maliyeti (fırsat maliyeti) bileşenlerinin oluşturduğu bir değer bandı olarak düşünmek gerekir. Güvenli liman primi genel olarak jeopolitik durum ve bu durum hakkında geleceğe yönelik beklentilerden etkilenir. Öte yandan taşıma maliyeti için genel olarak ABD 10 yıllık tahvillerindeki reel faiz dikkate alınır. Bu bandın genişlemesi ya da daralması ise........