İnsanın lüksü doğanın sonu
Günümüz dünyasında vahşi hayvanların “nesli tükeniyor” gerekçesiyle ya da insanları eğlendirmek amacıyla hayvanat bahçelerinde, sirklerde ve gösteri havuzlarında sergilenmesi, modern insanın görmezden gelmeyi tercih ettiği en ağır etik sorunlardan biridir. Bilimsel koruma söylemleriyle meşrulaştırılan bu uygulamalar, çoğu zaman ticari kazançla iç içe geçmiş bir sömürü düzenine dönüşmektedir. Cam fanusların ve demir parmaklıkların ardında yaşanan bu süreç, insanın doğa üzerindeki tahakkümünün sessiz ama derin bir göstergesidir.
Bir penguenin, doğal yaşam alanı olan kutup ikliminden koparılarak yapay bir soğukta tutulması; bir kangurunun, özgürlüğünü koşarak ifade eden bedeninin dar alanlara mahkûm edilmesi yalnızca biyolojik bir uyumsuzluk değil, aynı zamanda ahlaki bir çelişkidir. Hayvanlar hayatta kalabilmek için koşullara uyum sağlayabilir; ancak bu uyum, refah anlamına gelmez. Gözlerdeki donukluk, tekrar eden davranışlar ve bitkin duruşlar, bu zorunlu teslimiyetin en açık göstergesidir.
Gösteri amacıyla kullanılan hayvanların maruz kaldığı uygulamalar ise meselenin en karanlık yüzünü oluşturur. Balıkların havuzlarda “dans edebilmesi”, fillerin........
