İçimizdeki duvar |
Eskiden insanlar birbirine daha kolay güvenir, bunu fazla sorgulamazdı. Sokakta oynayan çocuklar komşunun kapısını çekinmeden çalabilir, bir bardak su isteyebilirdi. Büyükler kapı önlerinde oturur, hem sohbet eder hem de etrafı gözetirdi. Birinin başına bir şey gelse, herkes elinden geleni yapmak için harekete geçerdi. Kimse “Acaba kötü bir şey olur mu?” diye düşünmezdi. Çünkü güven, hayatın içine öyle bir işlemişti ki, varlığı hissedilir ama yokluğu pek bilinmezdi. İnsanlar daha açıktı, daha içtendi; samimiyet kendiliğinden kurulurdu.
Zaman geçtikçe bu rahatlık yavaş yavaş kayboldu. Aynı sokaklardan geçiyoruz belki ama artık aynı duygularla yürümüyoruz. İnsanlar birbirine yaklaşırken daha temkinli, daha mesafeli. Tanımadığımız birine güvenmek zaten zorlaştı ama bazen tanıdıklarımıza karşı bile içimizde bir tereddüt oluyor. Eskiden düşünmeden söylediğimiz şeyleri şimdi içimizde tartıyor, “Acaba yanlış anlaşılır mı?” diye susmayı tercih ediyoruz. Sanki herkes biraz daha kırılgan, biraz daha kendini koruma çabasında.
Günlük hayatın içinde bu güvensizlik hissi küçük küçük ama........