İnsanlar ve markalar
Marka deyince ne anlamalıyız?
Marka nedir, ne değildir konusunu iyi anlamamız gerekir. Marka, her şeyden önce bir değer üretmektir. İnsanlara maddi veya sosyal bir katma değer sunmak, markanın hareket noktası ve özünü oluşturur. Marka, belirli bir standardı ürün ya da hizmette sağlayabilmektir. Marka, alıcı nezdinde bir beğeni, alışkanlık ve hatta bağımlılık oluşturmaktır. Marka; ürün ya da hizmetin esen rüzgâra göre şekil alması değil, kendisine has bir kişilik kazanması demektir. Ve nihayet marka, diğerlerinden farklılaşarak belirli bir tarz oluşturmaktır.
Dikkat edileceği üzere marka olmak için değil, marka olmamak için çok neden vardır. Nitekim bu kadar kaygı ve zahmete girmeden ürün satma yolu da tercih edilebilir. Ancak dünyadaki üretim ve pazarlama trendleri açısından neden marka olmak gerektiğini artık herkes biliyor diye düşünüyoruz. Ayakta kalmak, uzun ömürlü olmak, pazarda yer bulmak, rekabet edebilmek, belirli bir kârlılık elde etmek ve işin hammaliyesinden kurtulmak gibi nedenler öncelikle sayılabilir.
Asıl herkesin cevabını bulmak istediği soru ise nasıl marka olunacağıdır. İlk bakışta bu sorunun cevabı bellidir. “Marka olmak için…” diye başlayan birçok kitap, makale, konferans ve seminer vardır. Günümüzde markalaşma süreci artık bilimsel olarak tanımlanmıştır. Biz ise markalaşma sürecinin bilinen değil, daha az bilinen yönüne vurgu yapmak istiyoruz. Bu yön, bir markanın duygusal değerleridir. Bunun için de bir marka ile bir insan arasındaki muazzam bağlantıya işaret etmek istiyoruz. Çoğumuz bu bağlantıyı ya kuramıyor ya da görmek istemiyoruz.
Maldan ürüne, oradan belirli bir kavrama; kurum kültürü ve buna paralel olarak marka kültürünün oluşturulmasına ve nihayet marka ile ona yönelik güçlü bir inancın yerleşmesine kadar geçen süreçte, duygusal değerlerin de en az mantıksal değerler kadar rol oynadığı bilinmektedir. Herhangi bir inancı olmayan bir insan gibi, herhangi bir inancı olmayan bir marka da kendisini boşlukta hisseder.
Birebir ilişki kurduğumuzda, bir markanın aslında insan hayatına çok benzer bir süreç izlediğini görürüz. Bir markayı doğurmak, bir çocuğu dünyaya getirmeye benzer. Marka için bir aşkınız, bir heyecanınız ve bir sevginiz olmalıdır. Günlerce, hatta belki aylarca yeni doğacak markanızı hayal etmelisiniz. Onu........
