İnsan ve bayram
Dini ve millî bayramlar; neşenin, coşkunun, sevincin ve heyecanın doruğa ulaştığı müstesna zamanlardır. Aslında saatlerin, günlerin, ayların ve yılların ölçtüğü zaman aynıdır; fakat yaşadığımız anlara yüklediğimiz anlam farklı olduğu için zamanın bizde bıraktığı iz de değişir.
Bayramlar, insanın kendini bilme yolculuğunda nerede durduğunu yeniden düşünmesine vesile olan özel duraklardır. Malın, mülkün ve zenginliğin ötesinde; varlık âlemindeki biricikliğimizin farkına varmanın taze heyecanıdır bayram. Daha çok sevmeye yönelen bir kalbin genişleyişidir.
Bayram, kalbin yalnızca biyolojik bir canlılığa hayat veren bir organ olmasının ötesine geçmesidir. Kalbin; mana dünyamıza yön veren, davranışlarımızı şekillendiren bir merkez hâline gelmesidir.
Bugün dünyanın büyük bir kaos yaşadığı bir dönemde, insan ile âlem arasındaki bağı yeniden bir bütün olarak görebilmeye ve bayramın birleştirici coşkusuna her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.
Bayram; nerede ve hangi şartlarda yaşarsak yaşayalım, hırsı, saldırganlığı, benliği, zulmü ve şiddeti terk ederek davranışlarımızı kontrol edebilmektir. Yalnız görünen alanlarda değil, görünmeyen taraflarımızda da kendimize hâkim olabilmektir. İster dağ başında ister büyük bir metropolün kalabalığında olalım; kamu ahlakını gözetmek, başkasına huzur vermenin sevincini........
