Meşveretten şûrâya: Fiilden kurumsallaşmaya bir şahs-ı manevî inşası |
Âhirzamanda Asr-ı Saadet'in vârisi olan Risale-i Nur, bu arayışa taze bir nefes sunarak bizleri "riyâset-i şahsiye"den kurtarıp "şahs-ı manevî"nin emniyetine davet ediyor. Bu davetin ve yeni yönetişim modelinin şifreleri ise Kur’ân-ı Hakîm’in iki muazzam ayetinde saklı.
İstişare kavramı, Kur'ân'da dikkat çekici bir gramer farklılığıyla karşımıza çıkar. Âl-i İmrân Suresi 159. ayette Cenab-ı Hak, "İşlerinde onlarla meşveret et" (Ve şâvirhüm) buyurur. Buradaki "şâvir" kelimesi bir fiildir. Sahada, omuz omuza vermiş fertlerin, dinamik ve aktif bir şekilde fikir alışverişinde bulunmasını emreder. Bu, hizmetin tabanındaki fiildir; her bir ferdin "Benim de bir reyim var" diyerek inisiyatif aldığı, İhlâs Risalesi'ndeki 1111 sırrının (fertlerin meşveretinin) hayata geçmesidir. Zira bu fiilî meşveret, her ferdin farz-ı ayn anlayışı ile vaktini, imkânını, fikrini ve istidadını "iştirak-i emval" sırrıyla ortak havuza kattığı, atâletin kırıldığı bereketli bir zemindir.
Öte yandan, Şûrâ Sûresi 38. ayette mü'minlerin vasfı övülürken "Onların işleri aralarında şûrâ iledir" buyrulur. Buradaki "şûrâ" kelimesi ise bir isimdir. Fiilin (meşveretin) kurumsallaştığı, şahısların aşılıp bir sisteme, bir şahs-ı manevîye dönüştüğü vasatı ifade eder.
Yani meşveret fertlerin istişaresi (1111) ise, şûrâ heyetlerin ve kurulların istişaresidir (4444).
İşte hakikî meşveret sisteminin tekâmül edeceği nokta burasıdır: Fiilden isme, ferdî meşveretlerden kurumsal şûrâlara........