Dijital takva |
Takvâ ise insanın her hâlinde Allah’ın huzurunda olduğunu bilme şuurudur. Geleneksel hayatta olduğu gibi dijital âlemde de bu şuurun korunması meselesi önemli bir konudur. Çünkü ekran arkasında yapılan her davranış, kimseler görmese de, görünmese de kayıt altındadır ve bu şuur insanın kalbî ve ahlâkî yapısını doğrudan etkiler. Bu yüzden “dijital takvâ”, çağımızın en temel ahlâkî ihtiyaçlarından biri gibi durmaktadır.
İnsan yalnızken de çevirim içiyken de, ahlâkî hassasiyetini her daim sürdürmesi gerekir. Murakabe hissinin, helâl-haram çizgisinin ve vicdanın her daim aktif olması gereken bir alandır. Bu bağlamıyla dijital dünya, klasik anlamda bir nevi “halvet” haline benzer. İnsanın aslında Allah ile ve kendiyle baş başa kaldığı ve insanın kendiyle karşılaştığı bir alandır.
Dijital ortam fizikî bir mekân değildir, ancak etkileri son derece gerçektir. Bu alan, insanın görünmeden konuşabildiği, hızlıca yayabildiği ve çoğu zaman sorumluluk duygusunun zayıflatabildiği bir ortam sunar. Fakat gizlilik, sorumsuzluk değildir. Görünmezlik, hesap vermemezlik anlamına gelmez. Bu bağlamda dijital dünya, insanın biriktirdiği ahlâkıyla, doğrudan yüzleştiği bir imtihan sahasıdır. O yüzden insan yeni bir dünyada, ama eskimeyen bir imtihanla karşı karşıyadır.
Kulluk şuuru ve İlâhî bir nazarın her daim üzerimizde olduğu inancı bu zamanda daha bir önem kazanmıştır. Bu noktada dijital takvâ, klasik “murakabe” anlayışının belki de güncellenmiş bir tezahürüdür. Kişi, ekran başında da iki tarafındaki meleklerin varlığını ve “amel defterine ne yazıldığını bilerek hareket........