Ümmet ihtilâfa düşerse...

İhtilafta Hak Olabilir

Taberanî Evsat’ında bildirmiştir ki, İbni Ömer (ra) şöyle demiştir: Resulullah Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur: “Bir ümmet Peygamberinden sonra ihtilâfa düşmüşse, mutlaka o ümmetten batıl ehli olanlar hak ehli olanlara galip gelmiştir.”1

Hadisin tam metni şöyledir: “Ma’htelefet ümmetün ba’de nebiyyihâ illa zahera ehlü bâtılıha alâ ehl-i hakkuha.”

Bu, geçmişten beri ümmetlerin peygamberlerinden sonra saptıklarını ifade ediyor. Bu açıdan üzücü bir durum. Ne kadar ümmet gelmişse, peygamberleri öldükten sonra hak ve hakkaniyetlerini koruyamamışlardır. Ve yüce Allah yeni bir peygamber göndermiştir. Bu son peygambere kadar böyle gelmiştir. 

Son peygamberde ise, asırların büyük dalaletleri için mücedditler gelmiştir. 

Ümmet olarak ağlamamız gerekir. Demek ki, her asırda batıl ehli, hak ehline galebe edecektir.  

Ancak her ihtilâf, böyle bir felâket haline gelmez. İhtilâfta rahmet gören hadisler de vardır.

Öyleyse bizim mihengimiz sadece ihtilâfta olmayacaktır. İhtilâf bizi tek başına felakete götürmez. O halde ihtilaftan önce başka ölçeklerimiz de olmalıdır. 

Neden ihtilâf? İlmî konularda pekâlâ ihtilaf olabilir. Bunda sakınca yoktur. Olması da lazımdır. Çünkü her akıl aynı şeyi düşünmez. Her akıl aynı şeyi düşünse çözüm de bulunmaz. Herkes farklı düşünmelidir ki, istenen sonuca ulaşılsın. Tartışırken de illa benim dediğim olacak gibi bir inat içinde de olamayız. Belki söylemimiz yanlıştır. Hak bizim elimizde zahir olmayabilir. Kavga edersek hakkı incitmiş oluruz.

Öte yandan hak bazen bizde, bazen kardeşimizde olmalıdır. Hak hep bizde olursa bizim için tehlikedir. Gurur ve riya gibi kötü........

© Yeni Asya