İyilik ve kötülükten kinaye: Sağ ve sol

Sağ ve sol kavramları temelde birer “yön” mefhumundan ibarettir. Ancak zamanla her iki ibare de deyimleşmiş, sırtlarına yeni manalar yüklemiştir. Neden olarak, toplumların kabulünü söyleyebiliriz. Öyle ki, sağ taraf hayrı, sol taraf da şerri sembolize etmeye başlamıştır. Sağ el, “gücü, kudreti, verimliliği, talihi, bahtı açık olmayı, uğurlu olmayı ve mesut olmayı” manası içine almış; sol el de “uğursuzluğu, beceriksizliği, verimsizliği, bahtsızlığı ve talihsizliği” ifade etmiştir.  

Beşerin anlayışına hitap eden Kur’ân, “sağ” tabirini, yönden başka, tarihî süreç içerisinde kazandığı güç, kudret, talih, saadet, hayırlı cihet, hak yön, iyi taraf, bahtiyar taraf gibi nezih manalarda da kullanmıştır. Bu manalar gerek Kur’ân’ın nazil olduğu toplumda, gerekse günümüz toplumlarında “sağ” tabiriyle kast edilen nezih manalardandır.  

Sağ el ve sağ taraf tabiatıyla Peygamber Efendimizin de (asm) tercihi olmuştur. Bir hadislerinde “Sizden biriniz bir şey yediği zaman sağ eli ile yesin, içtiği zaman da sağ eli ile içsin. Sol el ile ancak şeytan yer ve içer.”1 Buyuran Allah Resulü (asm), bir diğer hadislerinde de, “Elbiselerinizi giydiğiniz zaman ve abdest aldığınız zaman sağdan başlayın.” buyurmuştur.2

Neden sol var, çünkü sol ile yaratılmışız. Herhalde arınmak için olmalı...

a) Kur’ân’da sağ taraf hayırlı yön ve hak taraf olarak kullanılmıştır: “İleri gelenlerine, “doğrusu siz bize sağdan (suret-i haktan) görünürdünüz.” derler.”3

b) Güç ve kuvvet manasında kullanılmıştır: “Sonunda üzerlerine yürüyüp sağ el ile (kuvvetle) vurdu.”4 “Kur’ân, âlemlerin Rabb’inden indirilmiştir. Eğer Muhammed, Bize karşı ona bazı........

© Yeni Asya