Cinlerden bir ifrit
Cinlerin reisine, en güçlüsüne, zeki, kurnaz, kızgın, öfkeli, çetin ve zararlı olanına ifrit deniyor. Kur’ân’da “Cinlerden bir ifrit: “Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm yeter ve bana güvenebilirsiniz” dedi.” diye geçmektedir.”1 Kur’ân’ın cinler arasında yer aldığını bildirdiği ifrit, Taberî’ye göre cinlerin reisi veya onların en güçlüsü, Mücâhid ve Katâde’ye göre en azgını, Ma‘mer’e göre en zeki ve kurnazıdır.2
“Nebiyy-i Ekrem Efendimiz (asm) bir gün şöyle buyurdu: “Cin tâifesinden bir ifrit dün gece namazımı bozdurmak için ansızın bana hücûm etti. Lâkin Allah Teâlâ (beni gâlip getirip) ona istediğimi yapmak için bana fırsat verdi. Sabah olunca hepiniz onu görüp seyredesiniz diye Mescid’in direklerinden birine bağlamak istedim. Fakat kardeşim Hz. Süleyman’ın (as):
“Yâ Rab, bana mağfiret et ve benden sonra kimseye olmayacak bir mülkü bana bağışla!”3 demiş olduğu hatırıma geldi. İfriti, âciz, zelil ve hakîr olarak geri gönderdim.”4 buyurdu.
İfritin de diğer cinler gibi irade sahibi, erkekli dişili, istediği şekillere girebilen bir varlık olduğu rivayet edilmiştir. Uçabilen bir varlık olan ifrit, büyük bir güce sahip olmasına rağmen, büyü vasıtasıyla insanların emrine girebilmektedir.
Cin ve İfritlerin Âlemi
Bediüzzaman Hazretleri yer kürenin yedi tabakası bulunduğunu, fakat bu tabakaların Coğrafyanın alanına girmediğini yani şehadet âleminde görülmediğini ifade ediyor. Cin ve ifritlere ait olan bu tabakanın binler sene genişliğinde olduğunu kaydediyor.
Bediüzzaman diyor ki: “Bir tabaka-i arz, cin ve ifritlerindir. Binler sene genişliği var. Halbuki, bir iki senede devredilen küremizde o acip tabakalar yerleşemez. Fakat âlem-i mana........
