Bediüzzaman’ın “Mektubat”ı üzerine
Mektubat adlı eser Bediüzzaman Hazretlerinin talebelerine yazdığı “muhtevalı, içi dolgun, içinde derin hakikatlerin açıklandığı” mektuplardır. Bu çerçevede Bediüzzaman Hazretleri imanları kurtarmak için Mektubat’tan başka Sözler, Mesnevî, Lem’alar, Şualar adlı eserleri ve Lâhikaları yazmıştır.
Mektubat, adı üstünde “mektuplar” demektir. Üstad Hazretleri risaleleri yazarken, bazen, aynı konuya temas etmeyen başka konu da olması halinde genellikle bu başka konuları konunun zarafeti bozulmasın, derslerin bütünlüğü korunsun diye, lahika mektuplarında yer vermeyi tercih etmiştir. Bu yerler bazen işaret edilmiştir. İşaret edilenleri Külliyat içinde bulmak mümkündür.
Malum Risale-i Nur eserleri külliyen sünuhat eserlerdir. Çoğu yerlerde Bediüzzaman’ın şahsî tasarrufu bile olmamıştır. Gaybî bir ilham tarzında gelmiş ve yazılmıştır.
Biz “ilham eseri” dediğimizde kimileri hop oturup hop kalkıyor. Halbuki birçok yazar ve şair de ilhama mazhardırlar. Mesela Mehmet Akif Ersoy İstiklal Marşını ilham eseri olarak yazmıştır. İlhama mazhar olmak demek, eleştiriden uzak olmak demek değildir. Okuyan herkesi tam teslim almak demek değildir. Sadece o eserin yazımıyla ilgili bir vakıadır. Bu eleştirilmez. Ama içindeki hakikatleri eleştirebilirsiniz. Bunda sakınca yoktur.
Risalelerin Yazılması
Bediüzzaman kimi mektuplarının baş kısmını veya belirli kısımlarını ilgili yere yazmamıştır. Başka mektuplara yazmıştır. Ama bu durum tüm Risale-i Nur’da çok yerde uygulanmamıştır. Genelde her mektup kendi alanında yazılmıştır.
Mektubat’ta bahsettiğiniz gibi, İkinci Mektup, Üçüncü Mektup, Dokuzuncu Mektup, Yirmi Sekizinci Mektupların baş kısımları yazılmamıştır. On Dördüncü Mektup ve Yirmi Beşinci Mektup hiç telif edilmemiştir. Yirmi Beşinci Lem’anın Zeyli, On........
