Zilhicce’nin getirdikleri…

Bediüzzaman ’da haccın en önemli tedaileri; toplanmalar (âlem-i İslâm’ın kongresi), insaniyet düşmanlarına karşı muavenet arayışı ve Müslümanların birliği… Âlem-i İslâm’ı ve Müslümanları yok etmeyi hedeflemiş Birinci Cihan Harbi’nin en karanlık gecelerinde Üstad’ın gördüğü nuranî ve diriltici rüyayı ve orada geçen hitabeyi mutlaka okumuşsunuzdur. Henüz okuyamamışlara, muhabbet dolu bütün hissiyatımızla, bugünlerde okumalarını tavsiye ederiz. İslâm’ın amelî cihetinin beş esas unsurunda Müslümanların ihmalkârlıklarını misallerle izah ederken, hitabenin hac meselesindeki kesilişine dikkat çekerek, bu bahsi, aynı eserin zeyli olarak neşredecektir. Başlığı kadar muhtevası da, benzeri işitilmemiş derecede garip bir hitabe… 

Bugünlerimizi sıkıntılı ve karanlıklı görenlere ümit, imkân ve akıbeti görür derecede ufuk bahşeden bu bahse Bediüzzaman şu cümlelerle başlıyor:

“Rü’ya hacda sükût etti. Çünkü haccın ve ondaki hikmetin ihmali musibeti değil, gadap ve kahrı celp etti.” Bu bahsin devamında Bediüzzaman, İslâm ülkelerinin, düşmanların bayrakları altında birbirlerine karşı nasıl savaştırıldıklarını misallerle anlatıyor. Bu konu; zamanımızdaki küresel deccaliyetin birçok millî ülkelere sızarak, onların cehaletlerinden ve gafletlerinden yararlanıp Ukrayna’da, Gazze’de ve İran’daki tahribatları cihetiyle aktüel olsa da, yukardaki mananın çerçevesinde kalmaya çalışacağız. 

Zilhicce’nin son on günündeki Nebevî tavsiyeler, hac seferinde olanlardan ziyade, temsilcilerini kongreye gönderen halkları alâkadar ediyor, kanaatindeyiz. Zilhicce’nin son on gününün gündüzlerini oruçla, gecelerini ibadet ve kıyamla geçirmemizi tavsiye eden Peygamber Efendimiz (asm); seferdekilerin ne gecelerini rahatça ihyaya ne de gündüzlerini sıyama ayırabileceğini biliyorlardır. Zira Hacc seferdir. Sefer ise meşakkattir, zorluktur ve imkânların fevkâlade sınırlı oluşudur. Emrin ve tavsiyenin muhatapları, hacılardan ziyade, İslâm coğrafyasından onları rıhlete uğurlayanlar olmalı değil mi?

Seferdekileri uyandırmaya gerek var mı?........

© Yeni Asya