Epstein hâdisesinin tedaileri…

Wikileaks sızıntılarını hatırlayan okuyucularımız, küresel medyanın “dosya” olarak dünya efkâr-ı ammesine takdim ettiği hâdisenin; lokal ve global istihbaratların savaşlarını gizleme gayreti olduğunu anlayabiliyorlar. Epstein hâdisesi ile Julian Assange olayını; küresel neticelere yönelik bir çerçevede tahlilimiz daha isabetli olur.

Wikileaks sızıntılarını, dünya siyasetini etkilemeye çalışanların organizasyonu olarak değerlendirmeyenler, Epstein hâdisesini de ABD merkezli bir ahlâkî problem olarak okuyacaklardır. Julian Assange’den önceki önemli dosyaların daha çok lokal ve millî devletleri hedeflediğini düşünüyoruz. Her milletin, benzer sızıntıları veya siyasette kullanılmak üzere hazırlanmış tezgâhları vardı. Küresel Marksistlerin bazı diplomatlarla ve işadamlarıyla müşterek hazırladıkları tertiplerin bizde hız kazandığı dönemler 12 Eylül sonrasıdır. Rabıta dosyasından başlayarak; İrtica Dosyaları, Aczimendî, İran-Selam,  Hizbullah ve daha onlarca tertibin arkasındaki düşüncenin aynı olması ve demokrasiye karşı işlenmesi; bizde küresel hegemonyanın dünya çapındaki demokrasi savaşı olarak anlaşılıyor… Marksist-Kemalist ittifakın, özel televizyonlarda halkı manipüle çalışmalarının biricik maksadı, ihtilâl sürecinin devam etmesi ve halkımıza demokrasi isteme fırsatı vermemekti.

Ölüp ölmediği dahi şüpheli bir faile, dünyanın ahlâksızlık organizasyonunu yüklemenin mantıksızlığını bilerek bu filmi dünya kamuoyuna sunanların, kendilerine güvenleri fazla olmalı. Tutuşturdukları ateşe hangi rakiplerini atacaklarına da–bir zamanlar Hillary’yi attıkları gibi–“gizli” mahfilleri karar verecekmiş.........

© Yeni Asya