Risale-i Nurlar eğitim müfredatına girmeli |
Tartışma konusu ne olursa olsun bir eve ateş düştüğünde bütün vicdanlar sızlar ve “Eyvah, bir gencimiz daha dünyasını ve ahiretini yaktı!” deriz. Tabiî eğitimciler olarak bu acı sahneler bizleri daha derinden sarsar ve ‘İhmal, imhadır’ gerçeğiyle bir daha yüzleşiriz.
Her seferinde ‘sebep-sonuç’ konuşmak yoruyor artık. Şimdi ortada bir vakıa var ki, ‘Eğitim, eğitmiyor.’ Bu fabrika defo üretiyor. Bir şeylerin eksik olduğu aşikar. YÖK başkanı, basına, öğrencinin dünyasına olumlu dokunmayan dersleri kaldıracağız, diyor. Belki ki, onlarca dersin, hayatta bir karşılığı yok. Hatta zaman israfı ve can sıkıntısı yapıyor. Bu basit bilgiyi kampüste herkes biliyor. Yeni, süslü cümlelerden ziyade hayata katkı sunan, dişe dokunan cesaretli icraatlara ihtiyaç var. Evet, bu kavşakta hep ciddi kazalar oluyor.
İnsan vicdanı ihmale gelmiyor. Bediüzzaman Said Nursî’nin, yüz yıl öncesinden haber verdiği, “Vicdanın ziyası, ulum-u diniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecelli eder” hakikati, yetkilileri bir şeyler yapmaya çağırıyor. Başkaları için hazırlanmış bu elbise bu bedene dar geliyor. Bu, üzerinde ciddi çalışılması gereken bir konudur. Fen bilimleri olan bir yapının diğer ayağı olan din bilimleri sağlıklı değildir. Bu yapıdan, “vicdansız ürünler’ çıkmaktadır. Farklı farklı alan uzmanları bir araya gelerek bu arızalı gidişatı düzeltmelidirler. Alan ilgilileri, konu ile ilgili büyük İslâm âlimi Bediüzzaman’ın tekliflerini bir masaya yatırıp değerlendirmelidirler.
Herkesin gözü önünde yüz yıldır sağlıklı insan yetiştiren bir eğitim muhtevası var. Milyonlarca genç bu eserlerden........