Ne zaman “kendine gelir” insan?

İnsan zihninin bir günde gezdiği yerlerin bir haritası çıkarılsa, bu mesafenin ne kadarı içe doğru, kendine gelme yolculuğudur kim bilir? Bilinen bir şey var ki, ömrümüzün önemli bir bölümü uzaklarda geçiyor. Düşünsenize annemi bir haftadır aramamışım mesela.

Hakikat-i halde insan çoğu kez kendinde olmuyor. Gördüğü, işittiği, hayal ettiği bir dünyanın, her tarafına dağılmış bir zihinle yaşıyoruz. Alakasız bir zamanda bir ağ örülüyor ve anında dünyanın öbür ucunda bir şeylerle meşgul buluyoruz kendimizi. Topla toplayabilirsen bu dağınıklığı. Bir ibadet saatinde bile bir de bakmışsınız çok uzaklara uçmuş varlığı insanın. 

Kişinin kendinde olmadığı zamanlara, ‘âfâkî âlem’ deniyor. Ne kadar âfâkta olursa insan enfüse dönmek o kadar güçleşiyor. Âfâk, elinin ulaşamayacağı alanlar, işler, olaylar. Oysa aldığı nefes, attığı adım, kalp atışları, kullandığı kelimeler, tefekkür ettiği unsurlar, dokunduğu varlıklardır gerçeğidir insanın. Sorumluluk alanının işleri ağır geliyor insana. Dünyayı kurtarma iddiası, asıl ve önemli iç dairedeki vazifelerden kaçıştan başka bir şey değil. Bazen benim de sözüm geçmiyor içerideki güç odaklarına. Yaşananlar iç âlemimde ama öyle sağa sola koşuşturan birileri var ki, peşlerinden yetişemi- yorum onlara. Tanımıyorum çoğunu içimdeki bu kalabalığın. Nereden girdiler, ne vesileyle daldılar içeriye bilinmiyor.

Akıl, nefis ve gadap duyguları, insanı idare eden “gizil güçler”. Onların aralarındaki güç savaşı bazen hayatı çekilmez hale getiriyor. Bazen bir iç çatışmanın içinde buluyorum kendimi.

Hasılı, kolay değil “kendine gelmek”. Düşünsenize, vicdanı sızlatan nice işler, “bilerek ve isteyerek” yapılıyor. İçerideki akıl ve kalp komutanları, nefis erinin emrine girmiş. Nefis gemlemiş onları, istediği yere sürüklüyor. 

Dünyanın şimdilerde konuştuğu gündem de bu değil mi zaten? Kravatlı, takım elbiseli, insan kılığına girmiş şeytanî mahlukat, nefsin heva ve hevesinin emrinde ömür tüketiyor. Yine yaşı ilerlemiş pek çok ehl-i iman insan, “Bu işin sonu ne olacak?” diye, “kendine gelip” içinde olduğu hali sorgulayamıyor. Ne acı ki, makam, imkan, para, dünyalıklar kulluğu unutturuyor.

Belli ki, insanın kendine gelmesinin önünde çok engeller var. İnsan gerçeği ile yüzleşmesin, hayatın muhasebesine vakit bulamasın diye, eline o kadar çok cazip oyuncaklar verilmiş ki, başını kaldırıp, önünü göremiyor adeta. Böylece kazalara kurban gidenler bile var. 

Bu zamanda nefisle mücadele onun için “büyük cihad” olarak ifade edilmiş.

Ne dersiniz, Ramazan ayı, enfüsî tefekküre, kendimize gelmeye; ölüm anımızı, önümüzdeki kabri, hesap gününü muhasebe etmeye, gerçeği görmeye katkı sağlar mi?

Ne zaman “kendine gelir” insan?

Eve sadece “bir gazete’ gelmiyor!

Kaybedenlerden olmak!

İki kefeli terazinin ağır basan tarafıdır insan

Bazen olur sebepsiz ağlar bulursunuz kendinizi

Hayatımıza dokunan “insanlar”

Hayatımıza dokunan “mekânlar”

Misafiri önce duygu karşılar

Normalleşmek kolay mı?

Vicdanını dinle, bak, ne diyor?

Say ibadeti ve düşündürdükleri

Ne zaman “kendine gelir” insan?

Bağışıklık sisteminin baskılanması

Çocukların Ramazan neşesi

Haddimizi biliyor muyuz?

Hak merkezli bir dünya da mümkün

ABD’lilerin çoğunluğu Filistin devletini destekliyor

THY’den 10 Orta Doğu ülkesine uçuş iptali

Bolivya'da kargo uçağı düştü: En az 15 kişi öldü

Trump: İran'a büyük bir operasyon başlattık - IRNA: Bir ilkokula saldırıda 40 çocuk öldü - Pezeşkiyan suikast girişiminden kurtuldu

ABD ile İsrail'in İran'a gerçekleştirdiği saldırılara dünya nasıl tepki verdi?

Pakistan ile Afganistan arasındaki çatışmalar devam ediyor

İran'a saldırılarıyla eş zamanlı Mescid-i Aksa'yı kapattı

İran saldırılara karşılık olarak onlarca balistik füze ateşledi

Babacan’dan iktidara ‘ikramiye’ çağrısı: Emekli ikramiyesi kurban parası kadar olsun

İran’a karşı “önleyici saldırı” başlattıklarını duyurdu

İran: Anlaşmaya yakınız

Hukuk işlerse 28 Şubatlar olmaz - Post-modern darbenin 29. yılı

Müslümanlığı seçti, Hafız oldu

Japonya’da yeni akım: Ölüm meditasyonu

Trump: İran'la görüşmelerin gidişatından memnun değilim

Zeytindalı kapısının kapanması bölge ekonomisini vurur

'Emekli ikramiyesi kurban parası kadar olsun'

28 Şubat’la hesaplaşılamadı


© Yeni Asya