Düşmanınız sizi ne kadar tanıyabilir? |
İlginçtir, din düşmanlarının Risale-i Nur’un hangi eserinin, hangi konusunun Nur Talebeleri üzerinde ne kadar tesirinin olduğunu bildikleri ve mücadelelerini ona göre yaptıkları ifade edilir (Münacaat Risalesi gibi).1
Yine din düşmanlarının, iman hizmetini engellemek için bu hizmetleri yapan Nur Talebelerinin zayıf damarlarını keşfederek2 adım attıklarından bahsedilir. Bediüzzaman konu ile ilgili, “Dikkat ediniz, gözünüzle görseniz dahi perdeyi yırtmayınız. Fenalığına karşı iyilikle mukabele ediniz.” der ve sinsi planlara karşı, “medar-ı niza bir mesele varsa, meşveret ediniz.” 3 diyerek çözüme işaret eder.
Bugünlerdeki günlük okumamda yine münafıkların ilginç bir planıyla karşılaştım: “Bu gizli din düşmanları ve münafıklar çoktandır anladılar ki, Nur Talebelerinin kefenleri boyunlarındadır. Onları Risale-i Nur’dan ve Üstadlarından ayırmak kabil değildir. Bunun için, şeytanî planlarını, desiselerini değiştirdiler. ‘Bir zayıf damarlarından veya safiyetlerinden istifade ederiz’ fikriyle, aldatmak yolunu tuttular. O münafıklar veya o münafıkların adamları veya adamlarına aldanmış olanlar, dost suretine girerek, bazen de talebe şekline girerek derler ve dedirtirler ki: ‘… şu malumatı elde edersen, Risale-i Nur’a daha iyi hizmet edersin.’ gibi birtakım kandırışlarla, sırf o Nur Talebesinin Nurlarla olan meşguliyet ve hizmetini yavaş yavaş azaltmakla ve başka şeylere nazarını çevirip, nihayet Risale-i Nur’a çalışmaya vakit bırakmamak gibi tuzaklara düşürmeye çalışıyorlar. Veyahut da maaş, servet, mevki, şöhret gibi şeylerle aldatmaya veya korkutmakla hizmetten vazgeçirmeye gayret ediyorlar.”
Bediüzzaman, Nur Talebelerinin böyle sinsi tuzaklara düşmemesi için çareler ifade etmektedir: “Risale-i Nur, dikkatle okuyan kimseye öyle bir fikrî, ruhî,........