menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İslâm dininde aile kavramı

31 0
25.02.2026

Farklı cinsler, farklı yaşlar, farklı kültür, bilgi ve tecrübeler aynı mekânda yaşar. Sanki bir sazın veya tambur aletinin telleri gibidir. Farklı sesler çıkaran teller, usta ellerin mızrap darbeleriyle nasıl ahenkli bir beste ortaya çıkarıyorsa, aile fertlerinin ortak ve uyumlu hareketleriyle de, manevî bir Cennet saadeti o ailede yaşanabilir.

Bahsi geçen hakikat noktasında, İslâm dininin getirdiği inanç ve iman faktörü çok önemli bir yer tutar. Hayatı sadece bu dünyadan ibaret gören ve ölüm ötesine inanmayan aileler, dinin telkin ettiği imandan nasipsiz oldukları için, hakikî sevgi, saygı, sadakat ve itaatten mahrum olmanın neticesi olarak, evlerini manevî bir Cehenneme döndürmeleri kaçınılmaz olur.

Sevgili Peygamberimiz (asm), aile yuvasının sıcaklığını temin edecek nice ölçüler vermiştir. “Tatlı bir tebessüm, tatlı bir söz, eşlerin birbirlerine iyilik etmesi ve kötülük etmemesi, aile saadetinin temel taşlarıdır” buyurmuştur. Ailede, bilhassa annelere büyük iş düşmektedir. Çocuklar üzerinde annelerini bıraktığı izler, ömür boyu silinmemektedir. Yahya Kemal’i unutulmaz şairlerin arasına katan, annesinin Üsküp’teki tarihî mekânları gezdirirken yaptığı telkinlerdir. Bediüzzaman Hazretleri gibi çok büyük bir zatın yetişmesine yine annesinin en başta vesile olmasıdır. Çünkü o, Said’e hamile kaldığı zaman abdestsiz hiç yere basmamış, doğduğu zaman da hiç abdestsiz emzirmemişti. Babası da, boğazımızdan haram lokma girmesin diye, uzak tarlalardan hayvanları getirirken ağızlarını bağlamıştı. Elbette böyle hassas bir anne ve babadan, böyle bir evlâdın yetişmesi normaldir.

Babanın da ailede çok önemli bir yeri vardır. Eşi ve çocuklarına yeterli ilgiyi göstermelidir. Yorgun argın eve gelen ve........

© Yeni Asya