İnsan zulmü içinde hükmeden kaderin adaleti |
İnsan imanı sayesinde böyle olaylar ile karşılaştığı zaman “Her şeyin iyisini al, fenasını bırak.” kaidesiyle, hoşuna giden hadiseler için Allah’a şükreder, hoşuna gitmeyen ve beğenmediği olaylar için de sabreder. Her iki halde de mü’min olan kişi, başına gelen olaylarda imtihanını kazanır. Bu, tahkikî bir imanın sahibine kazandırdığı güzel neticelerdir.
Allah, çeşitli olaylarla kullarını dener ve imtihan eder. Bazen insan cezayı hak edecek şeyler yaptığında, Cenab-ı Hak mü’min kullarını şefkat tokatlarıyla ikaz eder ve yanlış yoldan dönmesini temin eder. Aklı başında olan kişi bu ikazların ne anlama geldiğini bilir ve yanlış yoldan dönmeyi başarır. Şayet yanlış yollardan dönmeyi başaramazsa, yapılan imtihanı kaybetmek durumuyla karşı karşıya kalır.
Bazen de insan işlemediği suçlardan da cezaya muhatap olur. Bediüzzaman Hazretlerinin verdiği örnekte olduğu gibi; Meselâ, hâkim seni hırsızlıkla itham etti. Halbuki sen, gerçekten masumsun ve hırsız değilsin. Fakat kimse bilmez gizli bir cinayetin var. Hâkim seni bilmeden hırsızlıktan mahkûm ederek zulmetti,........