Kurban Bayramı’nın fazileti
Bu mübârek günler, yalnızca bir bayram sevincinden ibaret değildir. Aynı zamanda kulluğun, teslimiyetin, paylaşmanın ve kardeşliğin en kuvvetli şekilde yaşandığı manevî bir fazilettir. Kurban ibadeti, insanı hem Rabbine yaklaştırır hem de toplumdaki yardımlaşma ruhunu canlı tutar.
Bugün insanlık, maddî imkânların artmasına rağmen manevî yönden büyük bir yalnızlık ve merhamet eksikliği yaşamaktadır. Dünyanın bir tarafında sofralar nimetlerle dolup taşarken, diğer tarafında milyonlarca insan açlık, yoksulluk ve savaşlarla mücadele etmektedir. Nice aileler vardır ki yıl boyunca sofralarına et girmez; nice çocuklar vardır ki bayram sevincini dahi tam yaşayamaz. İşte Kurban Bayramı, böyle bir zamanda insanlığa rahmet kapısı gibi görünmektedir.
Kurban ibadeti, sadece bir hayvan kesmek değildir. Asıl mesele, insanın Allah’ın emrine boyun eğmesi, nefsindeki cimrilik duygusunu kırması ve kardeşinin derdiyle ilgilenmesidir. Çünkü İslâm, yalnızca ferdî ibadetlerden ibaret bir din değildir; toplumun huzurunu, yardımlaşmayı ve sosyal adaleti de esas alır. Kurban sayesinde zengin, fakirin hâlini daha iyi anlar; fakir de toplumdan dışlanmadığını hisseder.
Hz. İbrahim’in gösterdiği teslimiyet ve Hz. İsmail’in sabrı, Kurban Bayramı’nın temel ruhunu oluşturur. Bu büyük hadise, Allah yolunda fedakârlığın ve sadakatin sembolü hâline gelmiştir. Mü’minler de kurban ibadetiyle o teslimiyetten bir hisse almaya çalışırlar.
Dinî açıdan kurban ibadeti, mali ibadetlerden biridir ve gücü yeten Müslümanlar için büyük bir kulluk vazifesidir. Kurban kesmek, Allah’ın verdiği nimetlere karşı bir şükür ifadesidir. Aynı zamanda kişinin malını Allah yolunda harcayabildiğini gösterir. İnsan,........
