menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hastalıkla gelen uyanış

4 0
previous day

Bir yıl önce başlayan rahatsızlığım da benim için böyle bir dönüm noktası oldu. Vücudum hareket etmekte zorlanıyor, kalçalarım ağrıyor, kendimi halsiz ve bitkin hissediyordum. Hastanelerde yapılan tetkiklerden sonra korktuğum gerçekle karşılaştım: Kanser teşhisi konulmuştu. Ağır bir ameliyat, kemoterapi, uzun süren tedavi ve hastanelerle geçen bir dönem başladı. 

Onkoloji servislerinde aynı imtihanı yaşayan nice insan gördüm. Kimileri şifa buldu, kimileri tedavisine devam etti, kimileri de ebedî âleme göçtü. Risale-i Nur talebelerinden Ali Rıza Demir ve Müslüm Hasoğlu da bu hastalıkla mücadele ederek vefat ettiler. Cenab-ı Hak hepsine rahmet eylesin. Benim imtihanım ise devam ediyor; fakat bugün Allah’ın izniyle daha iyiye doğru gittiğimi söyleyebiliyorum.

Ben bunları hastalığımı anlatmak için değil, hastalığın bana anlattıklarını paylaşmak için anlatıyorum. Çünkü insan sağlıklıyken bazı hakikatleri zihnen bilir; hastalık geldiğinde ise o hakikatler kalbe iner. Hastalık bana üç büyük ders verdi:

Birinci ders: Sabır ve tevekkül.

Günler, haftalar ve aylar süren tedavide insanın elinde kalan en büyük sermaye sabırdır. Bediüzzaman Hazretleri Hastalar Risalesinde  “Ey bîçare hasta! Merak etme, sabret” diyerek hastalığın başka bir cihetle derman olabileceğine dikkat çeker. Hastalık sırasında sabrın sadece bir nasihat değil, insanın dayanacağı bir kuvvet olduğunu anladım. 

İkinci ders: Aczimi ve fakrımı anlamak.

İnsan sağlıklıyken kendisini güçlü zanneder. Oysa küçücük bir rahatsızlık bütün planlarını değiştirebilir. Hastane koridorlarında doktorun........

© Yeni Asya