Saadet-i ebediye müjdesi
İşte Zat-ı Ahmediye (asm) yetmiş bin perde arkasında o Sultan-ı Ezel ve Ebed’in marziyatını doğrudan doğruya Mi’rac semeresi olarak hakka’l-yakîn işitip, getirip beşere hediye etmiştir.
Evet, beşer, kamerdeki hâli anlamak için ne kadar merak eder ki; biri gidip, dönüp haber verse. Hem ne kadar fedakârlık gösterir. Eğer anlasa, ne kadar hayret ve meraka düşer. Hâlbuki kamer öyle bir Mâlikü’l-Mülk’ün memleketinde geziyor ki, kamer bir sinek gibi küre-i arzın etrafında pervaz eder, küre-i arz pervane gibi şemsin etrafında uçar, şems binler lâmbalar içinde bir lâmbadır ki, o Mâlikü’l-Mülk-ü Zülcelâl’in bir misafirhanesinde mumdarlık eder. İşte Zat-ı Ahmediye (asm), öyle bir Zat-ı Zülcelâl’in şuunatını ve acâib-i sanatını ve âlem-i bekada hazâin-i rahmetini görmüş, gelmiş, beşere söylemiş. İşte beşer, bu zatı, kemâl-i merak ve hayret ve muhabbetle dinlemezse, ne........
