Kurûn-u Ûlânın mecmu vahşetini, bu medeniyet bir defada kustu
“Hem serbest hevanın tahakkümüyle, havâic-i gayr-i zaruriye havâic-i zaruriye hükmüne geçmişlerdir. Bedâvette bir adam dört şeye muhtaç iken, medeniyet yüz şeye muhtaç ve fakir etmiştir. Sa’y, masrafa kâfi gelmediğinden, hileye, harama sevk etmekle, ahlâkın esasını şu noktadan ifsad etmiştir. Cemaate, nev’e verdiği servet, haşmete bedel, ferdi, şahsı fakir, ahlâksız etmiştir. Kurûn-u Ûlânın mecmu vahşetini, bu medeniyet bir defada kustu!
“Âlem-i İslâmın şu medeniyete karşı istinkâfı ve soğuk davranması ve kabulde ıztırabı cây-ı dikkattir. Zira istiğna ve istiklâliyet hâssasıyla mümtaz olan Şeriattaki İlâhî hidayet, Roma felsefesinin dehasıyla aşılanmaz, imtizâc etmez, bel’ olunmaz, tâbi olmaz.
“Bir asıldan tev’em (ikiz) olarak neş’et eden eski Roma ve Yunan iki dehaları, su ve yağ gibi, mürur-u a’sar (asırlar), medeniyet ve Hristiyanlığın temzicine çalıştığı halde, yine istiklâllerini muhafaza, âdeta tenâsuhla o iki ruh şimdi de başka şekillerde........
