Bütün fünun, şu kitab-ı kâinatı mütalâa ediyor
Aynen öyle de, “Ve lillâhi’l-meselü’l-a’lâ” [En yüce sıfatlar Allah’a mahsustur. (Nahl Suresi: 60)] ezel ebed sultanı olan Sâni-i Zülcelâl, nihayetsiz kemâlâtını ve nihayetsiz cemalini görmek ve göstermek istemiştir ki, şu âlem sarayını öyle bir tarzda yapmıştır ki, her bir mevcut pek çok dillerle Onun kemâlâtını zikreder, pek çok işaretlerle cemalini gösterir. Esma-i Hüsnasının her bir isminde ne kadar gizli manevî defineler ve her bir ünvan-ı mukaddesesinde ne kadar mahfî letaif bulunduğunu, şu kâinat bütün mevcudatıyla gösterir. Ve öyle bir tarzda gösterir ki, bütün fünun, bütün desâtiriyle, şu kitab-ı kâinatı zaman-ı Âdem’den beri mütalâa ediyor. Hâlbuki o kitap esma ve kemâlât-ı İlâhiyeye dair ifade ettiği manaların ve gösterdiği ayetlerin öşr-i mişarını daha okuyamamış.
İşte şöyle bir saray-ı âlemi, kendi kemâlât ve cemal-i manevîsini görmek ve göstermek için bir meşher hükmünde açan Celîl-i Zülcemal, Cemîl-i Zülcelâl, Sâni-i Zülkemâl’in........
