Say ibadeti ve düşündürdükleri
İlâhî inayet ve ihsanın mazharı olmuş bir peygamber hanımı olarak böylesine ağır bir imtihana tâbi tutulması, âhirzamana kadar gelecek mü’minler silsilesine, özellikle de kadınlar eliyle, Rabbimiz tarafından hac ve umrede tavaftan sonra eda edilen say ibadeti ile ders kılınmıştır.
Say ibadetine yalnızca Safa ile Merve tepeleri arasında gidip gelmek nazarıyla bakmak; onu bu dar anlayışla değerlendirmek büyük bir cehalet olur.
Rabbimizin, Hz. İbrahim vasıtasıyla Hacer Validemizi bu ağır imtihana tâbi tutması ve ondan beklediği teslimiyetin hikmetleri, say ibadetinde dopdolu bir şekilde tecelli etmektedir.
Tevekkül sahibi bir peygamber hanımının, evvela Rabbine olan imanını, ardından Hz. İbrahim’in sözüne olan bağlılığını ortaya koyan bu ibadet; âdeta tavaftan sonra yapılan ibadetlerin şahıdır.
Issız dağlar, yakıcı güneş, susuzluk, ağlayan bir çocuk ve iman ile inanç abidesi bir hanımefendinin sergilediği cesaret, sabır ve gayret… Say ibadeti, bütün bunların tezahür ettiği büyük bir kulluk hâlidir.
Boyun bükmek, çaresizliği iman ve itikatla çareye dönüştürmek hâlidir say.
Elbette say; İlâhî inayet ve ihsanın hükmettiği sırlar perdesinin açıldığı ve neticenin tecelli ettiği bir ibadettir.
Nefsini, nefsini Verene emanet eden; yalnız O’ndan........
