Mustafa Canelli
O yıllarda Diyarbakır Eğitim Enstitüsünde okuyorlarmış. Meş’um ve muzlim Ecevit hükümetinin hışmına uğramışlardı. Çünkü o hükümet aşırı solcuların ve Kürtçülerin dışında kalanların okumalarını çok zorlaştırmış, onlar da can ve mal güvenliği tehdit altına girdiği için soluğu Ankara’da almışlar. Halil Köprücü ile beraber Aziz Ağabeyin evine gelmişler, orada meşveret neticesinde Konya’ya giderek tahsil hayatlarını orada tamamlamışlar.
Gül ve Nur fabrikasının çocuğu olan Canelli, güler yüzü ve yumuşak üslubuyla kendini sevdirmişti. Konya’da adaşı olan ve 2-3 sene evvel o da rahmana kavuşmuş olan Mustafa Özsoy Ağabeyle de orada birlikte olmuşlardır. Ankara’ya birkaç defa beraber, bazan bizim eve misafir gelmişler, bazen da başka vesilelerle görüşmemiz ve irtibatımız olmuştu. Okulu bitirdikten sonra öğretmenlik hayatı başlamış, biz de 1981 sonlarında Ankara’dan temelli ayrılınca görüşmelerimiz seyrekleşmişti. Ama yine de takip ediyor ve arada-sırada görüşebiliyorduk.
Onun Ankara’ya gelmesi ve bir müddet de Millî Eğitim Bakanlığında Daire Başkanı olması bizi sevindirmişti, bir-iki defa ziyaret etmiştim. En son görüşmemiz birkaç sene önceydi. Yeni Asya’da yazı yazmaya başlayınca sevinmiştik.
Yaklaşık 20-25 gün önce rahatsızlığını duyup, gazetemizdeki “geçmiş olsun” ilânlarını görünce içim ‘cız’ etmişti. Çünkü, bu sıradan bir rahatsızlık değildi. Vefat haberini alınca da “İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn, rahmet sana Mustafa Canelli” diyebildim.
(10 Nisan 2004’te vefat eden merhumun hatırasına, 22. vefat........
