Değerler eğitiminin değeri (!) |
Hem seküleri ürkütmeyelim, hem dindarı kaçırmayalım tadında ortaya karışık bir kavram. Değerlerin verildiği(!) fakat bu değerin neden değerli oluşunun sorgulanmadığı okulların müşteri pardon öğrenci kazanma politikalarının en tatlı hali; değerler eğitimi. Yanlış anlaşılmasın değerlerle bir derdim yok, “Ne yani bunu da mı kaldıralım?” diyenlerle hiçbir derdim yok. Derdim, değerler eğitimi.
Değer denilen şey, kaynağından uzaklaştığında değersizleşir. Değeri, kökleriyle toprağa bağlayan şey dindir. Değeri, dinden koparırsan kısa süre güzel gözükse de solar gider. Meselâ “yaşlılara hürmet” bir değerdir değil mi? Elimizdeki bu değeri zamana, mekâna, duruma, ahvale, kişiye göre değişmeyecek bir hale sokan şey nedir? Her yaşlı nur yüzlü, tatlı sözlü müdür? Ya da her yaşlı seninle aynı zihniyette midir? Hz. İbrahim’i putperest babasına “babacım” dedirten vicdan ve merhamet olmadan “büyüklere hürmet” nasıl sürdürülebilir?
Değerleri sürdüren ve onları işlettiren ve tutarlı hale getiren hak din değil de nedir? O değeri, imanın bir rüknüne bağlamadan ona göre, buna göre, şuna göre olmaktan nasıl kurtarırsın ki? Sana göre değerli olanı bana göre değerli yapacak bir tevhid olmazsa bu işin altından nasıl kalkarsın? O yüzden göstermelik değerler eğitimini bir kenara bırakın vicdanlarda karşılık bulacak değer yargılarını işlettirmeye bakın.
İman eden ve iyi işler yapanların arasını ayırmayın. Resulullah’tan sonra namazı ve zekâtı ayırmaya çalıştılar, şimdi de iman eden ve iyilik yapanı ayırıyorlar. Ortaya sık duyduğumuz tabirler çıkıyor “On numara........