Güze veda ederken Barla

Sonbahar, renkleri konuşturan, gönüllere dokunduran, hüzünleri tattıran, vicdanlara hitap eden, ulvî hislerin, mülâhazaların, murakabelerin mevsimidir. İftirakları anlatan sarı yaprakların hışırtısı, suların şırıltısı, rüzgârın sesi, veda eden canlıların son nefesi ölüm ve ötesini hatırlatır bu mevsim...

Barla’da farklı manaları, derin hakikatleri, ulvî sırları tefekkürle, tezekkürle, teşekkürle hatırlatan zamanın ışıkları, işaretleri, manzaraları vardı. Kâinat kitabının sayfaları mütalaa edilmiş, hikmeti yazılmış sayfalarda, şuur ile okunmuş, akılla ezber edilmiş, kalplerde tasdik, tes’îd, tebrik edilmiş o mekanlarda. Haşmetli dağlar tekbir seslerini duymuş, bahçeler divid gıcırtılarını işitmiş, gönüllere tevhid nağmeleri dökülmüş, kuşların terennümleriyle… Arz yüzünde açan çiçekler, solan yapraklar, ölen nefesler vazifesi bitenlerin, veda edip gidenlerin nizam içinde paydos ile terhis olmalarının sevinci okunuyor Barla’da.

Haşmetli Ulu Çınar’ın yapraklı kehribar rengine bürünmüş inerken dalından hafi bir espriyle dokunur saçlarınıza, “Darısı başınıza, benimki bu kadar. Gö-revim bitti, şimdi Rabbimin Kudret dairesinden, İlim........

© Yeni Asya