Mütevazı şehir Mardin - Güneydoğu izlenimleri (4)

Aslen Urfa Viranşehirli olmam hasebiyle, Mardin’e giderken yol üstünde olan Viranşehir’e de uğradık ve amcam, yılların Yeni Asya emektarı, Can Kardeş Kırtasiye sahibi Nusret Gönüllü’ye uğradık. Sağ olsun bizlere çok güzel ikramlarda bulundu. Bu vesileyle ona selamlarımı iletiyorum.

Mardin’e doğru yola devam ederken önce Kızıltepe ilçesinden geçtik. Mardin’e yaklaştığımızda bizi tarihî Mardin Kalesi karşıladı. Kalenin tarihi MS 330’lu yıllara dayanıyormuş. Pers, Roma, Sümer, Babil, Asur, Emevîler, Abbasîler, Selçuklular, Artuklular, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safavîler ve tâ Osmanlılara kadar birçok uygarlık bu kaleyi kullanmış1 ve Timur’un bile tam olarak ele geçiremediği bir kaleymiş Mardin Kalesi. 2

Mardin’e mozaik şehir deniyor. Türkçe, Kürtçe, Arapça ve Süryanicenin konuşulması ve farklı ırkların bir arada huzurla yaşadığı bir şehir olması bunun bir sebebi olabilir. 3

Mardin’e varınca önce Artuklular döneminde inşa edilmeye başlanan Kasımiye Medresesi’ni ziyaret ettik. 4 Zamanının bir eğitim merkezi olan bu yapıdaki odalarda çeşitli sergiler, tarihin en büyük mühendislerinden kabul edilen El-Cezerî'nin icatları yer almakta.

Ayrıca medresede insan ömrünü temsil eden bir çeşme yer almakta: “Medresenin kuzeyinde bulunan çeşme insan hayatındaki evreler düşünülerek tasarlanmış. Akan su önce kare bir alana akarken çocukluk devrini yansıtıyor. Ardından uzun, ince ve eğimli olan su yolu ise hızlı akıntıdan dolayı gençliği temsil ediyor. Daha sonra yaşlılık ve ölümle devam eden su yolu geniş olan ve mahşer alanını andıran bir havuzda toplanıyor.” 5

Kasımiye Medresesi’nden sonra eski Mardin’e çıktık. Eski Mardin’in girişine arabayı park edip boylu boyunca yürümek Mardin gezisi için olmazsa olmazı. Mardin’in bir avantajı, tarihî yapıların yürüme mesafesinde birbirine yakın olması. 

Mardin’in o eski........

© Yeni Asya