menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Eli delik Süfyan -2

4 0
yesterday

Tüketici kredileri, kredi kartları, esnek ödeme planları ve “şimdi al, sonra öde” (BNPL) sistemleri israfı ve sürekli tüketimi mümkün kılmak için kurgulanmış finansal yapılardır. ABD’de hanehalkı ve tüketici borcu bugün 17 trilyon doları aşan tarihî bir seviyededir. Türkiye’de ve gelişmekte olan ülkelerde bireysel kredi kartı borçları ve tüketici kredileri yapısal bir kriz boyutuna ulaşmıştır.

Bu sistemin işleyişi son derece inceliklidir. Kredi kartı faizi ve taksitlendirme seçenekleri, ‘ödeme kolaylığı ve erişilebilirlik’ kisvesi altında pazarlanır. Bir lüks tüketim nesnesi taksitler sayesinde “ulaşılabilir” gösterilir. Ve sistem bilinçli olarak öyle tasarlanmıştır ki: Yalnızca asgarî ödemeyi yapan bir borçlu, ana parayı neredeyse hiçbir zaman kapatamaz. Her ay ödeme yaptıkça borcunu çevirmiş olur; ancak finansal bağımlılıktan asla kurtulamaz. “İsraf eden ona esir olur, onun dâmına düşer.” Nursî’nin bu tespiti, 21’inci yüzyıl tüketim ekonomisinin teknik bir tanımı gibidir. Dâm (tuzak) kurulmuştur. Ancak bu tuzağa gönüllü olarak girilmektedir; çünkü tuzağın kendisi bireysel özgürlük, statü ve konfor vaatleriyle süslenmiştir.

Nursî’nin analizindeki bir diğer kritik ayrıntı “zayıf damarları tutmak” ifadesidir. Bu kavramsallaştırma, sistemin toplumdaki herkese eşit biçimde yaklaşmadığını ima eder. Zayıf damarı olan yani sosyo-ekonomik, psikolojik veya bilişsel kırılganlığı yüksek olan birey ve kitleler, sistemin birincil hedefidir. Yüksek faizli tüketim kredilerinin en yoğun pazarlandığı kesimler alt gelir grubundaki hanelerdir. Yüksek faizli günlük kredi şirketleri gelir seviyesi düşük mahallelerde kümelenir. Dijital bağımlılık mekanizmalarının en savunmasız........

© Yeni Asya