Görüntünün Ötesinde Kalanlar (2) - Üç günlük dünya senaryosu |
Sinema ve televizyon, insana dünyayı bir anıymış gelip geçiciymiş gibi sunmaktadır. Dünün yükü hafifletilirken, yarın unutturuluyor. Geriye yalnızca bugün kalıyor. Bu ‘bugün’, tamamen dünyevî zevklerle dolduruluyor.
Bu senaryoda hayat, geçici olduğu için kıymetli değil de aksine geçici olduğu için haz almaya bakılmalı diyor. Ölüm var, ama ya görmezden geliniyor ya da duygusal bir obje olarak kullanılıyor. Ölümden sonrası ise hiçbir zaman ekranlara işlenmez. Ahiret fikri, hikâyenin dışına itilir. Böylece insan, yaptıklarının kalıcı bir karşılığı olmadığını hissetmeye başlar ve sorumluluk, yerini rahatlığa bırakır.
Ekranda sıkça karşılaştığımız karakterler, bu dünya anlayışının temsilcileri gibiler. Hatalar yapılıyor, sınırlar aşılıyor, ama çoğu zaman ciddi bir bedel ödenmiyor. Her şey bir tecrübe olarak kabul ediliyor. Yanlışlar bile, insanı olgunlaştıran adımlar gibi gösteriliyor. Günah kavramı silinip yerine kendini keşfetme fikri yerleştiriliyor. Böylece ahlâki sınırlar, insanın ruhunu koruyan sınırlar olmaktan çıkıyor.
Bu fikir, maneviyatı hayatın merkezinden uzaklaştırmaktadır. Dua, sabır, tevekkül, kanaat gibi........