Seyit Ahmet de bu dünyadan göçtü |
Atın sırtına bağlı sandığın ipini çözdü, sandığı dükkânın içine taşıyarak yere bıraktı. Keseri istedi. Seyit Ahmet, keseri hemen getirdi. Hüseyin, keserle sandığın kapağına çakılmış çivileri sökerek kapağı açtı.
Sandığın içinde kırmızı ciltli kitaplar vardı. Seyit Ahmet, kitaplardan birini alıp sayfalarını çevirdi, içine baktı; ancak okuma yazma bilmediğinden içindekilerin ne olduğunu anlayamadı. “Siverekli Hüseyin Usta, bunlar nedir?” diye sordu.
Hüseyin, kitabın bir sayfasını açarak, “Seyit, bu kitaplar Bediüzzaman Said Nursî’nin kitaplarıdır. İhtiyacı olanlara verirsin. Parasını bir sonraki gelişimde alırım” dedi.
Eline aldığı kitaptan okumaya başladı: “Birinci Söz. Bismillah her hayrın başıdır!”
Birinci Sözü okuduğunda Seyit Ahmet çok duygulandı. Kitabı kapattı ve “Hüseyin Usta, biraz daha okusana!” dedi. Okuma devam etti; aradan iki saatten fazla zaman geçmişti. Siverekli Hüseyin, dönmek için izin isteyerek atına bindi ve köyden ayrıldı.
Seyit Ahmet, bir sandık kitapla baş başa kalınca mutluluktan içinde kuşlar kanat çırpıyordu. Hemen arkadaşı, bakkal Mehmet Çiftçi’nin yanına gitti: “Çabuk ol Mehmet, dükkâna gelmen gerekiyor!” dedi.
Mehmet: “Biraz işim var, daha sonra gelsem olmaz mı?” deyince Seyit, “Hayır, olmaz! Acele, hemen gelmen gerekiyor!” dedi.
Bakkal Mehmet, şaşkın bir şekilde: “Seyit, ne var ki böyle acele ediyorsun?” diyerek dükkânın kapısını kilitledi ve peşine düşüp hızlı adımlarla uzun ve geniş marangoz dükkânına geldi. Seyit, büyük iş masasının altına yerleştirdiği........