İşini ne kadar seviyorsun? |
Özellikle annesi Esad’ın etrafından koşuşup oynayan çocukları görünce eskisi kadar dert edinmedi. “Bu çocuk için ne yapabilirim” diye yeni yollar aradı. Bir zaman sonra Esad büyüdü, anne ve baba ona sahip çıktılar.
Mehmet Esad, sağ tarafının tamamen felçli olması hayatını devam ettirmesine, çalışmasına engel olmayacağını daha küçük yaşta öğrendi. Küçük yaşına rağmen büyük bir istekle hat sanatına ilgi duydu. Sağ kolu ve eli tamamen felçli olduğundan sol eliyle hat yazdı. Bu çabasının sonucunda sonraki zamanlarda ona “Yesarî” (Solak) diye isim takıldı. Esad artık bu isimle tanındı.
Babası, Esad’ın istek ve çabasını görünce hat dersi aldırmak için onu ünlü bir hattata götürdü. O, Yesarî’nin felçli ve çolak olduğunu görünce “Bu işi yapamaz” diyerek, onu talebeliğe kabul etmedi.
Babası, oğlundaki hat öğrenme aşkını görünce, Esad’ı başka bir hocaya götürdü. Hocası Esad’ı görünce ona karşı acıma hissi duydu. Bir müddet düşündü, taşındı. Şefkat ve merhamet duyguları ağır bastırınca, onu öğrenci olarak kabul etmeye karar verdi.
Hoca ertesi gün onu derse aldı. Ümitsizce ilk hat çalışması için ona bir yazı örneğini verdi: “Buna benzer yaz ve getir” dedi. Esad, hocanın ona verdiği hat yazısını kısa bir süre sonra yazdı ve hocasına gösterdi. Hoca yazıya baktı ve kızgın bir sesle: “Evladım sana verdiğim örnek yazıyı niye bana gösteriyorsun, kendi yazdığını bana göster" dedi. Esat, sessizce, “Hocam bunu ben yazdım” diyebildi. Hocası bir an şaşırdı. Hoca öğrencisinden emin olmak için “Gözümün önünde yaz” dedi. Esad titrek eliyle, ürkmüş yüreğiyle aynı güzellikte yazıyı bir daha yazdı. Hocası hayretler içinde bu kadar güzel bir yazıyı yazdığına........