Hakikatin hatırı

Bugün elli yedinci sene-i devriyesini idrak ederken, aslında kutladığımız şey sıradan bir yayın ömrü değil, bir ilkeler manzumesinin sarsılmazlığı olmuştur. Bu duruş, modern zamanların putlarına ve siyasal rüzgârlarına karşı sergilenen bir şahs-ı manevî bayrağıdır. Yeni Asya'nın bugün yaşadığı çift taraflı baskı ve her iki mahalle tarafından da hedef alınması, aslında tarihî bir hakikatin ve sarsılmaz bir sadakatin tezahürü olmuştur. Bir yanda, dini sadece vicdanlara hapsetmek isteyen ve dindarların hukuk ile hürriyet demesini bir takiyye zanneden seküler kesimin kronik ön yargısı; diğer bir yanda ise dini, siyasî ikbaline bir basamak yapan ve sadakati hukukun önüne koyan iktidar cenahının hazımsızlığı hâsıl olmuştur.

Seküler kesim, Cumhuriyet’in ilk yıllarında dindarlara reva görülen o ceberut zulümlerin, susturulan ezanların ve prangalanan fikirlerin mirasını bugün ‘modernlik’ maskesiyle sürdürmeye çalışmaktadır. Dini kamusal alandan silmeye yeminli bu anlayış, Yeni Asya’nın hem dindar kalıp, hem de umumî hukuku savunmasını fıtrî bir çelişki sanmaktadır. Oysa bizim........

© Yeni Asya