Zirvelerin Ali’si |
Milâdî 599-661 yılları arasında (Hicrî 63 yıl) yaşayan Hz. Ali’yi tâ çocukluktan itibaren yetiştiren bizzat Resulullah'ın (asm) kendisidir. Aralarında otuz yıllık bir yaş farkı olmasına rağmen, amca çocukları olarak müşterek hayatları en ileri derecede olduğu görülüyor.
Henüz 5-6 yaşlarında iken Hz. Ali’yi yanına ve idaresine alan ve gittiği hemen her yere onu yanında götüren Hz. Muhammed (asm), onu peygamber ahlâkına yaraşır şekilde terbiye ederek yetiştirdi. Onunla hem kardeş oldu, hem de onu sevgili kızı Fatıma ile evlendirerek, mübarek neslinin (Âl-i Beyt) onunla devam etmesini sağladı.
Evet, dünyanın her yerinde ve hemen her kavmin içinde kesretle bulunan seyyidler, Hz. Fatıma’nın nesline dayanıyor.
Hz. İmam-ı Ali, en başta ilimde zirve bir şahsiyettir. Birçok konuda birbirine zıt düşen Sünnî ve Şiî kaynakların hemen tamamı, bu noktada hemfikir ve müttefiktir. Resûl-i Ekrem’in (asm) “Ben ilmin şehriyim, Ali de onu kapısıdır” dediğini ittifakla kabul ediyorlar.
Bu hakikati teyiden, 18. Lemâ’da Hz. Ali’nin yüksek ilmî ciheti hakkında şu ifadeler zikrediliyor: “Hazret-i Ali, İsm-i Âzamdan bahisle tahdis-i nimet suretinde diyor ki: Evvel-i dünyadan kıyamete kadar ulûm-u esrar-ı mühimme bize meşhud derecesinde inkişaf etmiş; kim ne isterse sorsun, sözümüze şüphe edenler zelil olur.”
Yine risalelerde Hz. Ali’nin yüksek derece-i imanına dair şu sözü zikrediliyor: “Perde-i gayb açılsa, yakînim ziyadeleşmeyecek.”
Üstad Bediüzzaman’ın da genç yaşta İstanbul’a gelip “Her suâle cevap var; her müşkil halledilir” diye meydan okuması, Hz. Ali’den aynı manadaki hususiyeti ırsiyet aldığını gösteriyor. Kezâ, namazlarının hiç kazaya........