Parola: Meşveret ve şûrâ
İşte, günlük gazetenin kuruluşuna ve yayın politikasının esaslarına dair bize mükerrer şekilde anlattıklarının bir kısmını da bu bölümde aktarmak istiyoruz.
Mehmet Kutlular’ın başında bulunduğu Yeni Asya’nın yayın kadrosu, yedi yıl boyunca neşrettiği gazetenin yedinci senesinde, ayrıca kitap hacminde bir yıllık çıkardı.
“1977 Yıllığı” ismiyle yayınlanan bu eserin baş kısmında dikkatle okunması ve unutulmaması gereken “manifesto” niteliğinde bir prensipler manzumesi yer alıyor.
Kısaca ifade etmek gerekirse, Yeni Asya’nın hangi ihtiyaçtan doğduğu, nasıl bir boşluğu doldurmaya çalıştığı, “olmazsa olmaz” olarak kabul edilen “meşveret ve şûrâ esasları”nın ne derece ehemmiyetli olduğuna ve daha birçok hususa dair usûl ve esaslar, söz konusu kitapta yazılı metin halinde takdim ediliyor.
Şimdi, o manifestoda yer alan ifadelerden bir demet sunalım.
Tarih, 21 Şubat 1970’i gösteriyor. Neşir hayatına çıkışının birinci gününde, Yeni Asya’nın manşeti şu oldu: Boğaz Köprüsü’nün temeli atıldı.
Evet, artık Asya ile Avrupa birbirine bağlanıyordu.
1970’ler, Türk siyasî ve içtimaî hayatının yeni bir safhaya girmek üzere olduğu zamandır. Anarşi, kol gezer ortalıkta. Eşkiyalar üniversiteleri, fabrikaları harp meydanlarına çevirmiştir.
Öldürülen gençler, yakılıp yıkılan yerler. Dışarıdan idare edilen ve vatan sathını istilâ eden tehlikelerle karşı karşıyayız.
Köylüler, toprak kavgalarına sürüklenmek isteniyor. Devlet arazilerinin işgali, çiftliklerin yağma edilmesi, her tarafa yayılma istidadı gösteriyor: Politikacılar, amansız bir kavganın içinde. Talebeler, büyük hesapların figüranları. İşçiler kışkırtılıyor…
Diğer taraftan, Cumhuriyet tarihi boyunca mağdur edilen dindarlar var. Devr-i sâbıkta (tek parti dönemi), bu kimselere insan muamelesi yapılmamış. Oysa, bu vatanda onların da........
