Nur hareketinin 100. yılı (4)

Bu sebeple, dünya menfaatini gütmezler. Şân, şöhret, servet peşinde koşmazlar. Sadâkatle bağlandıkları davanın prensiplerini çiğnemezler. Davalarını maddiyata, siyasete alet etmezler. Din kardeşleriyle kavgaya tutuşmazlar. En büyük mücadeleyi “düşmân-ı gaddar” olan nefis ve şeytanları ile yaparlar.

Bununla beraber, her insan gibi onlar da derecelerine göre imtihana tâbidirler. Yani, aynı eserleri okudukları halde, birbirinden farklı şekilde anladıkları bazı bahisler var.

İşte, onları ihtilâfa düşüren o farklılıkların her biri çetin birer imtihan sebebidir. Misâl: Hz. Bediüzzaman’ın velâdeti, siyâdeti, siyaseti gibi.

Şimdi bu üç nokta üzerinde biraz duralım.

1) Üstad Bediüzzaman’ın velâdeti, yani doğum tarihi meselesi:

Yazılı kaynaklarda, Milâdî sene itibariyle birbirinden farklılık arz eden tarihler var: 1873, 1875, 1876, 1877, 1878 gibi.

Acaba bunların hangisi? Bir diğer soru: Doğum tarihi çok mu önemli?

Elcevap: Şu beş tarihten illa ki bir tanesi doğrudur; dahası, Hz. Bediüzzaman'ın doğum tarihi elbette önemlidir. Zira, dünyaya gelişi de, gidişi de lâlettâyin (rastgele) tarihler değildir.

Şunu net bir şekilde ifade edelim: Hz. Bediüzzaman, manen tavzif edilmiş bir........

© Yeni Asya