Nur hareketinin 100. yılı (2)

Oradan yurdun en ücrâ köşelerine kadar ulaştı, dolaştı, okundu, yazıldı, istinsah edilerek çoğaltıldı. Matbaa öncesi, yaklaşık altı yüz bin nüshâ Osmanlıca elyazması tarzında yazılıp neşredildi.

Risale-i Nur, bu suretle Anadolu’nun bağrına öyle bir yerleşti-kökleşti ki, beşerî hiçbir cereyan onu durdumaya, onu söküp atmaya güç yetiremedi.

«

Üstad Bediüzzaman’ın 8 seneden fazla kaldığı Isparta vilayeti, Nur Risâlelerinin yazılıp etrafa yayılması itibariyle büyük bir Nur merkezi ve adeta bir manevî Medresetüzzehra hükmüne geçti.

Nur hareketinin 1927’den itibaren Isparta ve çevresinde taban bulması ve geniş bir okuyucu kitlesine ulaşması, Hz. Ali’nin tavsiyesi olan “Sırrân tenevveret, sırrân beyânet” düstûruna uygun şekilde oldu.

Yani, yapılan iman hizmeti, riyâya-gösterişe kaçmadan, bağıra-çağıra meydan ağalığı yapmadan, devlet ve hükûmetle mübarezeye girmeden, kimseye misilleme yapma basitliğine düşmeden, dünyevî hiçbir menfaat hesabı gütmeden, kimsenin başını belâya sokmadan, kimsenin hayatını riske atmadan, tamamen ihlâsla ve sırf Allah’ın rızâsını kazanmak maksadıyla gizlilik içinde, örtülü ve perdeli bir şekilde intişar etti.

Bu........

© Yeni Asya