“Ömer’in adaleti”

Bunların başında da yazının başlığındaki tabirler gelir: “Ömer’in adaleti”, yahut “adaletin kılıcı.” Kezâ, “Adalet mülkün temelidir” vecizesi de aynı cümleden sayılır.

Onun hakkında daha başka sözler, nakiller ve menkıbeler de var. Sırasıyla onlara da temas etmeye çalışalım.

Hz. Ömer’in adaleti, hakikaten dillere destan olmuştur. Onun halifeliği ve devlet başkanlığı döneminde adaleti en ideal bir işleyişle ülke ve toplum genelinde hâkim kılmaya çalışmıştır.

Öyle ki, sadece mü’minler değil, tebaası olan gayr-ı müslimler de onun adaletinden ve hakkaniyetle iş görmesinden memnun kalmışlardır.

Herhangi bir ayrım yapmaksızın bütün vatandaşlara eşit ve adaletli davranan Hz. Ömer, sınır komşusu olan mütecâviz devletlere ve hükûmetlere karşı “adaletin kılıcı”nı hakkıyla kullanmaktan da geri durmadı. Misâl; merkezi İran’da olan Sasanî Devleti ile merkezi Konstantiniye olan Bizans Devletinin bölgedeki zalimâne hâkimiyetlerine “adaletin kılıcı” ile son verdi. Koca İran coğrafyası, onun zamanında fethedildi. Bu fetih çok kanlı olduğu için, İran halkının “millî gurur”u kırıldı. Bu sebeple, İslâmiyeti “kerhen kabul” ettikleri gibi, “Amr ve Ömer” isminden de nefret ederler. Dahası, “Ömer’in buğzu” onlarda “Ali’nin muhabbeti”nden fazladır.

Hz. Ömer’in sorumluluk duygusu da harikulâdedir. Misâl; “Kenar-ı Dicle’de bir kurt bir koyunu yese, hesabı senden sorulur........

© Yeni Asya