Merhamet eğitimi unutuldu

Bir şey eksildi bu toplumda. Ama bu eksiklik öyle küçük bir şey değil…

Merhamet kayboluyor. Ve en acısı şu ki, biz bunu fark etmekte bile gecikiyoruz.

Bugün insanlar daha bilgili, daha donanımlı, daha hızlı… Ama aynı zamanda daha sert, daha tahammülsüz, daha uzak.

Birine çarpıyoruz, dönüp bakmıyoruz. Birini kırıyoruz, özür dilemeye gerek duymuyoruz. Birini incitiyoruz, “hak etti” diyerek kendimizi rahatlatıyoruz. Çünkü merhamet, artık zayıflık zannediliyor.

Oysa Kur’ân-ı Kerîm, müminlerin en temel vasıflarından birini şöyle tarif eder: “Onlar, mü’minlere karşı merhametli, kâfirlere karşı izzetlidirler.” (Fetih Sûresi: 29)

Yani merhamet, bir zafiyet değil; bir güçtür. İnsanı insan yapan en temel özelliktir.

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ise bu hakikati şu sözle özetler: “Yeryüzündekilere merhamet edin ki, göktekiler de size merhamet etsin.” (Tirmizî, Birr 16)

Bugün biz ne yapıyoruz?

Çocuğa bağırıyoruz, “terbiye ediyorum” diyoruz. Gence sert davranıyoruz, “hayata hazırlıyorum” diyoruz.

Kalp kırıyoruz, “doğruyu söyledim” diye kendimizi savunuyoruz. 

Ama unuttuğumuz bir şey var: Merhametsiz terbiye, terbiye değildir.

Bediüzzaman Said Nursî, şefkati en........

© Yeni Asya