Çekirdek, kök saldı

Dizi: Bursa’nın Fethinin 700. yılı - 2 İSLAM YAŞAR'IN KALEMİNDEN...

6 NİSAN 1326'DA FETİH GERÇEKLEŞTİ

Her şeyiyle Osmanlı’nın çekirdeği... Takriben 1281 yılında Söğüt’te doğan Orhan Gazi şekillendirmişti kabuğundaki sivri, yumuşak, yapışkan uçları sayesinde düştüğü yere tutunup toprağa kök salan çınar kozalağını andıran bu şehir çekirdeğini. 6 Nisan 1326 tarihinde Bursa’yı Bizanslı kumandandan teslim almış, onun ve isteyen Rumların istedikleri yere gitmelerine müsaade etmişti. 

Yıllarca süren muhasaranın ardından yapılan anlaşma mucibince kalenin kapılarını Osmanlı’ya açan şehrin valisi ve metropol, Orhan Gazi’nin isteği üzerine gayr-i müslim ahalinin devletle ve Müslüman ahali ile irtibatlarını sağlamak üzere Bursa’da kalıp Osmanlı’nın hizmetine girmişlerdi. 

Müslüman ve gayr-i müslim ahalinin birlikte aynı yerde iskân edilmesi dinî kaidelere ve içtimaî teamüllere aykırı idi. Onların yaşadıkları yerler de Dârü’l-İslâm sayıldığı için şehirde kalan bin kadar haneden müteşekkil Rum ahalinin, ihtiyaçları karşılayarak kalenin dışında başka bir yerde iskan edilmesini sağlamıştı. 

İlk şehri müzahrefattan temizleyip Müslümanların rahatça yaşayabilecekleri huzurlu bir hayat mahalli yapmak isteyen Orhan Gazi, ilk iş olarak babasının naaşını, türbe şeklinde tanzim ettirdiği Gümüşlü Kubbe’ye defnetmiş; çevresini güllerle, çiçeklerle donatıp Geyikli Baba’nın getirttiği çınar fidanlarını dikerek vasiyetini yerine getirmişti.

Ardından kalenin içinde ve çevresinde iskan edilmesi plânlanan Müslüman ahaliye yerleşecek yerler gösterip subaşı tayin ederek emniyeti sağlamış, büyük âlim Molla Fenari’yi kadılık makamına getirerek adaleti tesis edecek müesseseyi kurmuş , pazaryeri açtırarak ahalinin işi gücü ile meşgul olmasını  teşvik etmişti. 

İMPARATORLUĞA GİDEN YOL

Osmanlı Devleti, ‘Bursa’yı fethettikten sonra hakkı ile kurulmuştu.’ (H. İnalcık. Osmanlı Tarihi c:1, s: 150) Bursa’ya gelince, Osmanlı Beyliği’ni Devlet-i Âl-i Osmaniye olacak şeklinde teşkilâtlandırmak isteyen Orhan Gazi, Bursa’da adına gümüş sikke bastırarak ve ilk şehri devleti’nin ilk payitahtı yaparak devlet olmanın icaplarını yerine getirmişti. 

Orhan Gazi, istediği takdirde antik çağda şehri alan Britanya kralı Prusias’ın yaptığı gibi şehrin adını değiştirip Orhaniye veya kendisini ifade edecek başka bir isim verebilirdi. Veya beyliği devlet haline getirdiği için zamanının teamüllere uyarak kurduğu devletin adını ‘Orhanlı Devleti’ şeklinde ilân edebilirdi.

Lâkin onun dünyaya nam salmak, şan şöhret kazanmak gibi bir hedefi olmadığı, kazandığı her zaferi, yaptığı her işi münhasıran Allah’ın rızasına nail olmak maksadı ile yaptığı için şehrin Prusa adını değiştirmemiş ve bu hareketi ile Osmanlı padişahlarının, fethettikleri şehirlerin adını değiştirmeme geleneğini getirmişti.

EN BÜYÜK KATEDRAL CAMİYE ÇEVRİLDİ

Bursa’nın en büyük katedralini, fethin tescili sayarak camiye tebdil etmiş, gayr-i Müslim ahalinin yeni kilise, havra yapmamak kaydı ile eski ibadethanelerinde serbestçe ibadet etmelerine, okullarında kendi sistemleri istikametinde eğitim yapmalarına, dinî bayramlarını, millî geleneklerini yaşamalarına izin vererek fetih teamülünü başlatmıştı. 

Orhan Gazi; fethettiği ilk şehir olan Bursa’da kalenin yıkılan yerlerini tamir ettirmekle birlikte şehri kale surları ile sınırlamamıştı. Kalenin çevresini, Keşiş Dağı’nın eteklerini, sırtlarını, yamaçlarını gezmiş, şehrin siluetinin, Bursa Ovası’ndan geçen İpek Yolu’ndan bakıldığı zaman ilk olarak minareler, kubbeler, camiler görünecek şekilde tanzim edilmesi için ferman çıkarmıştı. 

Şeair-i İslâmiye sayılan camilerin, medreselerin, külliyelerin yerlerini tesbit ettikten sonra devletin sembolü, şehrin şiarı addedilen çınar fidanlarının nerelere dikilip nasıl bakılacağına, çeşmelerin nerelere yapılacağına varıncaya kadar her mesele ile bizzat ilgilenerek birkaç yılda, birkaç asır devam edecek ve fethedilen şehirlerde de uygulanabilecek mükemmel bir şehir plânı hazırlatmıştı.

Hayır, hasenat niyetiyle cami, çeşme, türbe, medrese, han, hamam, yol, köprü, aşevi, imaret, şifahane yaptırmak isteyenlere bu şekilde........

© Yeni Asya