Bursa’dan Üsküp’e Yıldırım’ın izinde |
Dizi: Bursa’nın Fethinin 700. yılı - 4 İSLAM YAŞAR'IN KALEMİNDEN...
Kendisine atfedilen bu sıfatı hakkıyla yaşayan bir insandı Şehzade Bayezid. Sultan Murad’ın büyük oğlu idi. 1354 yılında Edirne’de doğmuş, çocukluk yıllarında çok iyi bir eğitim görmüş, hemen her hususta kendisini yetiştirmişti. Sancak beyliği yaptığı Kütahya ve çevresinde ülkesinin doğu sınırlarını genişletmişti.
Lakabının iktizası olan ilk yıldırım harekâtını, babasının Karamanoğlu Alâeddin Bey ile yaptığı Frenk Yazısı Savaşı’nda gerçekleştirmiş ve atılganlığı, cesareti, manevra kabiliyeti, askeri sevk ve idaresi ile kısa zamanda zaferin kazanılmasını sağlamıştı. Tarihe geçen ikinci büyük yıldırım harekâtını ise Birinci Kosova Meydan Savaşı’nda göstermişti.
Savaşın en hareketli zamanında merkezde bulunan padişahın sol kolundaki Anadolu Birliklerin dağılmak üzere olduğunu görünce, kendisinin bulunduğu sağ kolu zaafa uğratmadan adeta yıldırım hızıyla sol kola müdahale edip dağılan birlikleri toparlayarak savaşın kazanılmasında hayatî bir hamle yapmıştı.
Zaferi müteakip meydanı gezerken hançerlenerek ağır yaralanan babası Sultan Murad’ın vasiyeti üzerine, devlet erkânının tasvibi ve itaati ile hemen orada tahta geçip idareyi ele almıştı. Babası şehid olunca, sert mizacının da tesiriyle hiddete kapılmış ve savaş sırasında esir edilen Sırp Kralı Lazar’ı savaş meydanında idam etmişti.
Kendisi Edirne’de doğup büyüdüğü, zamanını çoğunu orada geçirdiği hâlde onun da hafızası ve hatıraları hep Bursa manzaraları ile müzeyyendi. Babasının nâşının iç organlarını Kosova Meydanı’nda açtırdığı kabre defnettiren ve üstüne türbe yapılmasını emreden Sultan Bayezid, nâşın iskeletini alarak Edirne yerine Bursa’ya gelmişti.
HÜDAVENDİGÂR BURSA’YA DEFNEDİLDİ
Bursalılar, çok sevdikleri ve ‘Hüdavendigâr’ unvanı ile andıkları Gazi Hünkâr Sultan Murad’ın vefatını duyunca çok üzülmüşlerdi. Müslim, gayr-i Müslim ekser Bursa halkının iştiraki ile kendisinin yaptırdığı ve sıfatı ile anılan Hüdavendigâr Külliyesi’nin camiinde eda edilen cenaze namazının ardından türbe olarak ayırdığı yere defnedilmişti.
Şehrin hemen her yerinde ondan yadigâr eserlerden istifade eden ahali, adının yerine sıfatını tercih etmiş ve ‘Hüdavendigâr’ demişti defnedildiği muhite. Devlet erkânı ve şehremini meclisi de sevgi, saygı, vefa tezahürü olan bu fiilî tercihi resmîleştirmiş ve şehrin ‘Bursis’ olan adını ‘Hüdavendigâr’ olarak değiştirmişti.
Osmanlı Devleti’nin dördüncü padişahı olan Yıldırım Bayezid de bütün himmetini Hüdavendigâr’a hasretmişti. Adına külliye yaptırmak maksadıyla ovanın ortasında yer alan, dağa ve ovaya münazır tepeyi kendisine ayırmıştı. Her gelişinde külliyesine yeni bir eser eklemişti. Böylece cami, şadırvan, çeşme, medrese, tekke, zaviye, abdesthane, şifahane, sübyan mektebi, imaret, hattatlık gibi ahaliye hizmet veren müstakil müesseselerden meydana gelen Yıldırım Külliyesi teşekkül etmişti.
Bursa’ya gelmişken Anadolu’da baş gösteren bazı isyanlarını bastıran, Karamanoğlu ve Şeyh Bedreddin ile olan meseleleri hâlleden, işgal altındaki şehirleri kurtaran Sultan Bayezid yine yıldırım hızıyla Balkanlar’a geçmişti. Maksadı uzun zamandır abluka altında tuttuğu Konstantiniye’ye son darbeyi vurmaktı.
HEDEF ÖNCE BALKANLAR SONRA KONSTANTİNİYE’YDİ
Muhasara hareketine geçmeden önce Balkanları da sağlama almak istemiş ve bazı krallıklarla, iki tarafı da tatmin edecek anlaşmalar yapmıştı. Beyleri anlaşmaya yanaşmayan kaleleri muhasara etmişti. Bölgenin mühim kalelerinden biri de Üsküp’tü. Paşa Yiğit Bey’in de gayretleri ile 1391 yılında Üsküp’ü fethetmişti.
“Üsküp ki Yıldırım Han........