Bursa'da Nur Hizmeti gençlerle inşirah buldu |
Dizi: Bursa’nın Fethinin 700. yılı - 13 İSLAM YAŞAR'IN KALEMİNDEN...
ESERLER OKUNDUKÇA MÜŞTAKLARI ARTTI
Aynı yıllarda Bursa’nın Aksu Köyü’nde yaşayan Berber Yaşar, ‘Bediüzzaman bu zamanın en büyük evliyasıdır. O bir güneştir. Biz onun yanında ancak mum ışığı kadar ışık veririz. Onun eserlerini okumaya devam et’ diyen Nakşî Şeyhi Mehmed Necati Efendinin tavsiyesi üzerine tanıdı Bediüzzaman Said Nursî’yi ve Risale-i Nurları. (Osman Zengin, Yeni Asya, 5 Ağustos 2021) Fırıncı Mehmed, memleketi olan İnegöl’e gidip gelirken uğradıkça Berber Yaşar’ın evinde Erdoğan’ın, komşularının, arkadaşlarının da iştiraki ile Risale-i Nur okudular.
1952 yılında leblebicilik yapmak üzere Tavşanlı’dan Bursa’ya gelen Ali Çakmak, Orhan Camii önünde tahta bavul içinde Risale sergileyen Muzaffer Aslan ile tanıştı. Onu Tomruk Han’daki dükkanına götürerek misafir etti. Risaleleri alarak isteyenlere vermek üzere dükkanına koydu. Onlara Ali Akdağ da katıldı ve birlikte Risale okuyarak esnaflar arasında Nur derslerini başlattılar.
“Bu zamanda hizmet-i imaniyede hazz-ı nefsini bırakıp ve mahviyet ile tesanüt ve ittihadı muhafaza eden bir halis kardeşimiz, bir veliden ziyade mevki alır.” (Şualar, s. 266.)
Bediüzzaman Hazretlerinin bu sözü, pek çok Nur Talebesi gibi Bursa’da Ali Çakmak’ın, Muhasebeci İbrahim’in, Sami Pala’nın şahsında da tecelli etti. Sami evinde, Ali de dükkânında haftanın muayyen günlerinde arkadaşları, komşuları ve başka illerden ziyarete gelen Nur Talebeleri ile Risale okumaya devam ettiler.
Bursa’ya, çalışıp ailesinin geçimini temin etmek maksadı ile gelen Ali Çakmak hayatının gayesini, ticaret yapıp para kazanmaktan ziyade her vesile ile Risale-i Nurları isteyenlere ulaştırıp dükkânda da olsa Nur derslerini devam ettirmek addedince hem ticarî işleri iyileşti, hem şehirde Nur hizmetinin intişarı hızlandı.
ÜNİVERSİTELİ GENÇLER DERSLERE İLGİ GÖSTERDİLER
Bilhassa üniversiteli gençler Risale-i Nur derslerine o kadar ilgi gösterdiler ki Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin Prof. Dr. ünvanlı bazı hocaları, üniversiteli Nur Talebelerini göstererek -hitaba muhatap olan Ramazan Oruç’un ifadesiyle- “Bunlar bizi dinlemiyorlar, Tomruk Han’daki leblebicinin önünde diz çökerek Risale dinliyorlar” diyerek sitem etmelerine sebep oldular.
İKİ BİN DÜKKÂN YANDI RİSALELER YANMADI
24 Ağustos 1958 tarihinde çıkan ve iki binden fazla dükkânın tamamen yandığı büyük Bursa yangınında sadece onun dükkanının yanmamasını ve Risalelere zarar gelmemesini ahali onun kerameti olarak görürken o kendisinin değil, Nur hizmetinin kerameti sayarak zamanının çoğunu hizmete ayırdı. Muzaffer Aslan’ın yanı sıra Sungur, Fırıncı, Birinci gibi Bediüzzaman’ın talebeleri ile tanıştı. Onların sık sık gelmeleri neticesinde onun leblebici dükkânı Bursa’da Nur hizmetinin merkezi hüviyetini kazandı.
Ali Çakmak, 1958 yılında Emirdağ’da Üstadını ziyaret edip duasını aldıktan ve hizmet ettiği şehir, ‘Konya nasıl ehl-i tetkikin merkezi ise, Bursa da ehl-i tahkikin merkezi idi. Bursa’yı Isparta gibi Barla gibi kabul ediyorum.” (Ali Çakmak. B.K.V. s. 52, 61) şeklindeki takdirine mazhar olunca Bursa’ya hususî bir sevgi duydu ve Bursa’da yaşayıp hizmetlerini orada yapmaya karar verdi.
Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin vefatından sonra da Bursa’da Risale-i Nur hizmetleri istikrarla devam etti. Kanlı, kinli Altmış İhtilâli’nde memleketin hemen her yerinde olduğu gibi Bursa’da da ihtilâlciler ve onlara destek veren bazı Halkçılar, çeşitli vesilelerle Nur hizmetlerine engel olmak istedilerse de başaramadılar.
Risale-i Nurlardaki imanî, içtimaî bahislerin okunması şeklinde devam eden bu derslere gelenler Bursa’da da önceleri ‘Nurcular’ tabiri ile adlandırılırdı. Zamanla Risale-i Nurları okuyanların yanı sıra yazarak hizmet eden bazı Nur Talebeleri de gelince Nurcular ekser ahali tarafından ‘okuyucular’ ve ‘yazıcılar’ tabirleri ile tavsif edildiler.
“Velâyetin kerameti olduğu gibi, niyet-i halisenin dahi kerameti vardır. Samimiyetin dahi kerameti vardır. Bilhassa lillâh için olan bir uhuvvet dairesindeki kardeşlerin içinde, ciddî, samimi tesanüdün çok kerametleri olabilir. Hatta şöyle bir cemaatin şahs-ı manevîsi bir velî-i kâmil hükmüne geçebilir, inayata mazhar olur.” (Hizmet Rehberi, s. 359.)
YENİ ASYA İSMİ İŞTİHAR ETTİ
Nur Hareketinin tarihî akışı içinde Bediüzzaman’ın dua mahiyetindeki bu tebşiri de........