Hz. Nuh’un gemisi gibi...

Bir Müslümanın en büyük düşmanı nefsidir. Şeytan bile dışarıda kalır. Yusuf (as) gibi bir peygamber bile “Şüphesiz nefis daima kötülüğe sevk eder. Ancak Rabbim rahmet ederse o müstesna” demiştir.2  En büyük cihadın nefisle olduğunu da Peygamberimizden (asm) öğrenmedik mi?

Şu hayat teknemizin selamet sahili istikametinde hareket etmesi akıl ve kalp küreklerinin doğru kullanılmasına bağlı değil midir? Bu ise ancak Kur’ân’ın dersi ve Peygamberimizin (asm) talimi ile mümkündür. Üstad Bediüzzaman “Ve keza önümüzde idam sehpaları kurulmuştur. Eğer iman, îkanla Kur’ân’ın irşadını dinlersen, o sehpa ağaçlarından sefine-i Nuh gibi sahil-i selâmete, yani âlem-i âhirete ulaştırıcı bir sefine yapılacaktır.”3 der. Anlaşılıyor ki sahil-i selâmet âhiret âlemindedir. Kur’ân’ın dersini dinlememizle hayatımızın önündeki ölüm darağacının malzemeleri sonsuzluk sahilinin mutluluklarına ulaştıracak tılsımlı ebedî bir hayat tekne- sine dönüşüyor. Yani selamet sahiline çıkaran Nuh’un (as) gemisi hükmüne geçiyor. 

Bediüzzaman Münacaat Risalesi’nde “Kur’ân-ı Hakîm’inin dersiyle ve Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın talimiyle anladım”4 tabirini defaatle kullanır. Madem Risale-i Nurlar şu dersin ve şu ta’limin bir tezahürüdür. Muallim Galib’in Risale-i Nur hakkında dalalet tufanının dalgalarına siper olup “Sahil-i selâmete çıkaran Nuh’un (as) gemisi gibidir sözün” mealindeki “Mevc-i tufan-ı dalaletten siper, Keştî-i Nuh-u selâmettir sözün” beyiti bir hakikati........

© Yeni Asya