Letâif-i Aşere’den Hiss-i Kable’l-Vuku |
İnsan sadece zahirî duyulardan ibaret değildir. Onun mahiyetinde öyle ince latîfeler vardır ki, henüz vuku bulmamış hâdisâtı adeta evvelden hisseder. Bu latîfelerin en dikkat çekici olanı hiss-i kable’l-vukudur.
Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri bu duyguyu bazen sevk-i fıtrî, bazen latîfe-i Rabbaniye, bazen de velâyet ehline mahsus bir keşif olarak tavsif eder: “Rüya-yı sadıka, hiss-i kablelvukuun fazla inkişafıdır. Hiss-i kablelvuku ise, herkeste cüz’î, küllî vardır. …belki bir nevi ilham-ı fıtrî olarak, insan ve hayvanı kader-i İlâhî sevk ediyor.”¹
Herkesin fıtratına ilham olarak dercedilmiş bu his, zaman zaman aklın idrak edemediği hâdiseleri önceden haber verir. Nitekim insan bazen sebebi meçhul bir sıkıntı veya sürur duyar; hâdise daha tezahür etmeden kalbe bir işareti düşer. İşte bu, o latifenin küçük bir tecellisidir.
Üstad Hazretleri bu hissin inkişaf keyfiyeti hakkında şöyle buyurur: “En hafî umûr-u gaybiye vukua geldikte, veyahut vukua yakın olduktan sonra, hiss-i kable’l-vuku’un bir nev’iyle bilinir.”²
“Fakat ehl-i salâhatte ve bahusus ehl-i velâyette bu hiss-i kable’l-vuku fazla inkişaf eder, kerametkârâne, âsârını gösterir.”³
........