menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Din âlimleri ve siyasî mesaj

25 0
18.09.2026

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin aynı yolla kurtarılmasını temenni etti. İBB’nin iktidarın muhalifi olan bir partiye geçmesine sebep olanlara da beddua etti. 

Dinî hakikatler nur gibidir, “Çoğu yalancılık ve bilmeden yabancı parmağına alet olma ihtimali olan”1 siyaset ise, topuz mesabesindedir. İnsanlar bir elinde nur, diğer elinde topuz tutan bir din âlimine itibar etmezler. “Acaba bizi nur ile celp edip topuzla dövecek mi?” diye düşünürler ve onun söylediği hakikatlere rağbet etmezler.2 

Başta dört müçtehit imam olmak üzere, geçmiş asırlarda yaşayan mutemet, yıldız şahsiyetler olan İslam âlimleri –istisnalar hariç–ellerine sadece nuru almışlar, siyaset topuzunu tutmaktan imtina etmişlerdir. 

Her devirdeki hâkim siyasîler, söz ve icraatlarını halka kabul ettirmek için halkın itimat ettiği âlimlerin fetvalarına ihtiyaç duyarlar ve onları kendilerine meddah yapmaya çalışırlar. Gerçek âlimler bunu bildiklerinden, hak ile batılın birbirine karıştırıldığı siyasete fetvacı olmamak için onun çekim alanına girmemişlerdir. 

İmam Azam Ebu Hanife, Abbasî Halifesi Mansur’un baş kadılık (Adalet Bakanlığı) vazifesi teklifini elinin tersiyle itmiş, bu yüzden zindana atılmış, işkence altında vefat etmiştir. İmam Malik dindar bir halife olan Harun Reşit’ten uzak durmuş, Onun “Ya İmam! Sarayıma gel. Çocuklarıma Hadis öğret” teklifine karşı, “Ey Müminlerin Emiri! İlmi zelil etme. Benim medresem var. Çocuklarını oraya gönder. Diğerleriyle birlikte onlara ilim öğreteyim” demiştir. 

Ahirzamanın mümtaz âlimi Bediüzzaman Said Nursî, hiçbir zaman devrinin hâkim siyasîlerinin -dindar da olsalar- kontrolüne girmemiş, kayıtsız şartsız onların destekçisi olmamıştır. Onların, insanın dünyasını mamur edecek makam ve servet tekliflerini elinin tersiyle itmiştir. 

 Cumhuriyetin........

© Yeni Asya