AB üyesi olabilir mi?
Türkiye’nin AB üyeliğinin, Avrupa’nın stratejik otonomisi /özerkliği ve küresel güç olma iddiası bakımından zorunluluk haline geldiği ifade edilmiş. “Türkiye’nin demokrasi ve hukuk karnesine bakmaktan vazgeçin” diyemedikleri için “Türkiye ile ilgili bakış açınızı değiştirin” diye tavsiyede bulunmuşlar.
Avrupa Birliği demokrasi, hukuk ve refah projesidir. Birlik, üye olmak isteyen ülkelere bu projeyi (Kopenhag Kriterleri) kendi devlet sistemlerinde uygulamalarını şart koşar. Şartları yerine getirmediği sürece aday bir ülkeyi birliğe kabul etmezler.
Birliğe kabul edilme şartlarından öne çıkanları: Yönetim ve halkın demokrasiyi hazmetmeleri; orada adaletin, hukukun üstünlüğünün ve kanun hâkimiyetinin esas alınması, insan hak ve hürriyetlerinin hayata geçirilmesi, yasama (meclis), yürütme (hükümet) ve yargının birbirinden ayrı olması, basının tarafsız ve hür olmasıdır.
Bilindiği üzere Türkiye, daha önce üyelik müracaatı yaptıysa da, ancak 2004’te müracaatı kabul edilmiş ve 2005’te üyelik için müzakere sürecine girmiştir. 2
UYUM YASALARI TÜRKİYE’NİN ÖNÜNÜ AÇMIŞTI
2000’lerin başında AB süreci, Türkiye’ye çok şey kazandırmıştır; içte hak ve hürriyetler alanında ilerleme kaydedilirken, ekonominin düzelmesiyle dış dünyada Türkiye, demokrasi ve kalkınmada yıldızı parlayan muteber bir devlet görünümündeydi.
Özellikle İslâm dünyası, o zamanlar bu süreç sebebiyle Türkiye’ye takdir ve gıpta gözüyle ile bakıyordu. Ülkemizi, kendilerini AB’de temsil edecek kardeş, Müslüman bir devlet olarak görüyorlardı.
REFORMLARI ASKIYA ALINCA İŞLER KARIŞTI
AKP iktidarı, o dönemde AB rüzgârıyla yargı ve asker vesayetini kırdıktan sonra o süreci askıya aldı. Hukuk ve demokrasiden uzaklaştı, yargı siyasallaştırılarak iktidara bağımlı hale getirildi, yolsuzlukları ortaya........
